Peygamber kelimesinin sözlükteki karşılığı “tanrı tarafından bir dini veya dini öğretiyi yaymakla görevlendirildiğine inanılan kişi” şeklindedir. Üç semavi dinde peygamber kavramı birazcık farklı olsa da hemen hemen aynıdır. Örneğin Kur’an’da peygamber olarak geçen bazı kişiler Hristiyanlık’ta ve Musevilik’te peygamber değil, birer din büyüğü olarak kabul edilir. Ortak noktaları şu ki her halükarda bu insanlar dine yön veren, yönetici, “Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi” konumundadır. Teistik Satanizm’de ise peygamberler “medyum” olarak bilinirler. Öncelikle medyum ne demektir buna değinelim.
MEDYUM
Medyum, kelime anlamı olarak “ruh ötesi güçlere sahip olan ve ruhlarla iletişim kurabilen kişi” demektir. Fakat konu Teistik Satanizm’deki medyumlara geldiğinde farklı bir tanımı da kabul ederek bu kelimeyi kullandığımızı belirtmeliyiz. Teistik Satanizm’de medyum kelimesiyle bir tanrıyla iletişimde olan ve onun yönlendirmesi dahilinde hareket eden kişileri de kast edebilmekteyiz ki bu yazının konusu bu tarz medyumlar; özellikle de Kötü Tanrı‘nın medyumları yani peygamber denen kimseler.
KÖTÜ TANRI’NIN MEDYUMLARI
Kötü Tanrı’nın medyumları, esasında Kötü Tanrı’nın ete kemiğe bürünmüş hâli gibidir. Kan dökmekten çekinmeyen (Kötü Tanrı’nın Kan Açlığı), bencil, Kötü Tanrı’nın isteği doğrultusunda sorgulamaktan uzak duran, bilim ve sanatla alakası olmayan kişilerdir. Bu yüzden dinimizde kendileri için Kötü Tanrı’nın çocukları lakabı da kullanılır.
Medyumların en önemli görevleri Kötü Tanrı’nın öğretisini ve etki alanını yaymak, gerekli durumlarda da onun gazaplarını taşıyan birer anten görevini üstlenmektir. Kötü Tanrı’nın öğretisini yaymak için ondan aldıkları emirler doğrultusunda işlerine yarayacak her türlü yöntemi uygularlar ki genelde dinlerini kanla yaymayı tercih ederler.
Dini yaymak bir yana dini yönetmek ve hatta dinin temelini oluşturmak da onların sayesinde gerçekleşir. Semavi dinlerin peygamberleri -neredeyse hepsi- Kötü Tanrı’nın en bilinen ve en güçlü medyumlarıdır. Bu medyumların bazıları direkt o dinlerin temelinin oluşumunda rol alırken (vahiyler alarak) kimileri de yönetmiş ve yaymışlardır.
Kötü Tanrı’nın medyumları sadece peygamberlerle sınırlı değildir. Semavi dinlerin peygamberleri dışında gerek geçmişte gerek günümüze dek ve hatta günümüzde, kendilerini bile fark etmeyen medyumlar ve kendilerini gayet bilen fakat gizleyen medyumlar bulunmuştur ve bulunmaktadır. Kötü Tanrı, medyumlarını toplumlarda belli konumlara getirmeye çalışır zira amacı toplumları etkileyip kölesi yapmaktır.
Medyumları da genelde belli bir noktaya geldiğinde -ister dini ister başka türlü- mevkilerini kendi çıkarları uğruna kullanmaya başlarlar genelde. Aynı şekilde mevki ve din ile de toplumlara hükmedip sömürürler.
KÖTÜ TANRI’NIN PEYGAMBERLER İLE İLETİŞİME GEÇMESİ
Kötü Tanrı, dinlerinde de dürüstçe anlattığı üzere, peygamberler yani medyumlarıyla genelde melekler aracılığıyla iletişime geçer. Bu durum bir tercih vesaire değildir ve semavi dinlerin belli anlatılarında direkt iletişime geçtiğini iddia etse de aslında geçemez. Birçok tanrının enerjisini özümsemesi ve kendisini eril ve dişil yapıdan arınmış bir hale getirmeye çalışması yüzünden oldukça dengesiz olan Kötü Tanrı, bu dengesizliği yüzünden bir insan ile direkt yolla iletişime geçemez.
AYETLER KİTABI AÇIKLAMASI
“Tanrılar iletişime geçmek için kendilerine özgü şeyler yapabilirler ki yapmaları da gerekir zira bir tanrı direkt insanın karşısına çıkarsa ne olacağını zaten biliyoruz. Elohim fazlasıyla dengesiz bir tanrıdır. Her ne kadar enerjisi, bir tanrıya göre bile daha yüksek ve güçlü olsa da Elohim zeki veya deyimi yerindeyse becerikli değildir. Bir medyumu ile direkt olarak iletişime geçemez. Bakın burada dikkat çekmek istediğim nokta şu: zaten bir tanrı insanı direkt karşısına alarak iletişime geçemez fakat Elohim karşısına almadan başka bir yolla iletişime geçmeyi de başaramaz. O durumda bile kendi enerjisine hakim olamaz ve medyumuna zarar verir. Bu dengesizliğinden ve beceriksizliğinden kaynaklanır. Bu yüzden de her zaman bir meleği aracı olarak kullanır.”
Peygamber Soyu
Gerçekler Kitabı, Gerçekler Kitabı Yorumu ve Uyanış kitaplarında söylendiği üzere Kötü Tanrı’nın yapısı -daha az olmakla beraber- Habil’den sonra en çok Şit’te, yani 3. Oğul’da mevcuttur. Peki bu neden önemlidir? Kötü Tanrı bütün peygamberlerini, daha doğru bir ifade ile kendi öğretisini savaşlarla ve gazaplarla yayacak olan medyumlarını hep 3. Oğul’un soyundan, yani kendi yapısına en yakın soydan seçmektedir. Bütün peygamberlerin tek bir soydan gelmesinin en önemli sebebi Kötü Tanrı’nın yapısını yoğun bir şekilde taşımalarıdır.
Yapısal yakınlık sayesinde bu kişilerin Kötü Tanrı’nın istediği türdeki insanlar olmaları daha olası olmaktadır. Neticede Tanrı uğruna savaşlar yapacak, masum insanları katledecek, gazaplarla ortalığa korku salacak bir insana dönüşebilmek, gerek fiziksel, gerek spiritüel, gerekse psikolojik olarak öyle herkesin harcı değildir. Peygamberler bu yeterliliklere sahip olabilmeleri için Kötü Tanrı’ya yakın olan tek bir soydan seçilmiştir yüzyıllarca.
Bu soyun seçilmesinin bir diğer sebebi ise Şit’in yapısal yakınlığı sebebiyle bu soydan gelen kimselerin Kötü Tanrı’nın enerji ve etkilerini yaymaya daha yatkın, bunda daha başarılı olmalarıdır. Yine de bu antenlik durumları nesilden nesile zayıflamış ve bir noktada Kötü Tanrı’nın istediğinden çok daha zayıf bir duruma gelmişlerdir. Buna karşılık Kötü Tanrı, İsa planını devreye sokar, daha doğrusu sokmaya çalışır.
İsa
İsa, Kötü Tanrı için en büyük başarısızlıklardan biridir. Kötü Tanrı, ilk oğullardan bu yana babasız bir medyum doğurma planına sahip olmuştur. Bu babasız medyum, direkt olarak İkinci Oğul yani Habil’in yapıtaşlarından doğacak olan, Kötü Tanrı’ya çok yakın ve çok etkili olması planlanan kişidir.
Babasız bir medyum doğumu, doğacak kişideki insan yapısı ve vasıflarını zayıflatacak ve bu kişi nesillerle zayıflayan soy özelliğini çok daha güçlü bir şekilde taşıyacaktı. Bu sayede bu medyum hem Kötü Tanrı’ya çok daha yakın olacak hem de gerekli enerjileri taşımakta çok daha iyi olacaktı.
Ancak İsa, Efendi’nin müdahalesi ve etkileri ile Kötü Tanrı’dan uzaklaşmış; onun dinini yaymak bir yana, sevgi ve hoşgörü taşıyarak Efendi’nin öğretisini yaymış ve ona hizmet etmiştir. Öğretimizde Şeytan’ın kahinlerinden birisi olan İsa’nın asıl öldürülme sebebi de tam olarak budur. İsa olayını daha detaylı öğrenmek ve anlamak için İsa Kitabı‘nı okuyabilirsiniz.
Teistik Satanizm hakkında daha çok bilgi almak için diğer yazılarımızı ve kitaplarımızı okuyabilirsiniz. İletişim sayfasından sorularınızı direkt olarak sorabileceğiniz Discord sunucularımıza katılabilir, sorularınızı sorup cevabını sıradaki soru-cevap yazısında görmek için soru formunu kullanabilirsiniz. Sitemizdeki yazılardan paylaşıldığı an haberdar olmak için Instagram sayfamızı takip edebilir ve e-posta sistemimize abone olabilirsiniz. İyi araştırmalar.







