Doğa dinleri olarak da bilinen Antik Pagan öğretilerini takip eden insanlar, binyıllar boyunca, bazen direkt olarak tanrılarını hayvanlar ile tasvir etmiş, bazense hayvanları tanrıları ile ilişkilendirmiştir. Onlardan sonra gelen ve doğaya düşman olan Karanlık Çağ’ın dinleri ise doğayı medeniyetin bir düşmanı bellemek için bazı hayvanları Şeytan’a atfetmiştir. Bu yazıda, bir önceki bölümün bıraktığı yerden devam ederek, yılana atfedilen anlamların Mezopotamya mitolojilerinde ve İskandinav sagalarında nasıl tezahür ettiğini inceleyeceğiz.
Ayetler Kitabı V. Bölüm
60. Her hayvan kutsaldır bana; ama bazı hayvanlar bana atfedildikleri için daha kutsal gelir gözüme. İnsanların bana yakıştırdığı hayvanlardır bunlar. Keçi kutsaldır bana; çünkü yüzyıllardır insanlar benimle özleştirdiler onu bir çok ülkede. Piramitlerin ülkesinde ve binyıllar önce Eşek benim hayvanım sayıldı. Bu yüzden de kutsaldır bana. Ve gene aynı ülkede çakal ve sırtlan benim hayvanım sayıldılar. Ve çölün hayvanları yılan ve akrep bana ithaf edildiler, Seth ismimle tanınırken. Ve hipopotam benim sayıldı ve timsah. Bu yüzden kutsaldır bana bu hayvanlar.
Antik Mezopotamya
Antik Mezopotamya mitlerindeki ejderha motifleri düşünüldüğünde akla gelen ilk isim Tiamat‘tır. Tiamat, Antik Mezopotamya inanışlarında ilkel denizi temsil eden, yarı insan yarı canavar olarak tasvir edilen bir tanrıçadır. En ilkel “su ejderi” örneklerinden biridir. Abzu ile çiftleşerek tanrıların doğumuna neden olmuştur. Babil kozmolojisini anlatan Enuma Eliş destanında Abzu’nun tanrılar tarafından öldürülmesine sinirlenerek tanrılar arası bir savaş başlatmış, bu savaşın sonunda Kötü Tanrı‘nın bir yansıması olan Marduk tarafından öldürülmüştür.
Bir diğer Mezopotamyalı yılan tanrı ise Nirah‘tır. Nirah, İştaran’ın oğlu ve habercisidir. Kendisine ait detaylı mitolojik anlatılar bulunmasa da bazı hikayelerde farklı tanrılara yardım ettiği görülmektedir. Kendisine yönelik geniş çaplı bir tapınım söz konusu değildi. Ancak İştaran’ın şehri olan Der ve Nippur’da yaşamış olan bazı kimselerin kendisine adaklar adadığı bilinmektedir.
Antik İskandinav ve Cermen Mitleri
İskandinav ve Cermen toplumları, yılan motiflerini birçok aksesuarda, ev süslemelerinde, koruyucu tılsımlarda, taş oymalarında kullanmıştır. Cermen sagalarında bahsedilen ejderler, direkt olarak yılan motifi üzerinden üretilmiştir. Halk hikayelerinde genel olarak karşıt bir rol izlemelerinde yılana karşı duyulan korkunun etkili olduğunu söyleyemek mümkün. Tehditkar bir yaratık olarak viking uzun gemilerinin başlarında birer süs olarak kullanılmışlardır tarihi kayıtlara göre.

Antik İskandinav inançlarının bir derlemesi olan Nesir Edda’da Loki’nin Angrboda’dan olan çocuklarından biri olan, Dünya Yılanı olarak da bilinen Jormungand, devasa bir su yılanıdır. Bir falcı, Odin’e, Loki’nin Angrboda’dan olan evlatlarının Ragnarok’a yol açacağını ve bunun tüm tanrıların ölümü ile sonuçlanacağını kehanet etmiştir. Bu durum karşısında Odin, Loki’nin üç evladını farklı alemlerde hapsetmiştir. Jormungand, Midgard’da bulunan uçsuz bucaksız denizin dibine atılmıştır. Midgard’ı çepeçevre saran denizin dibinde Jormungand, kendi kuyruğunu ısıracak kadar büyümüştür. Odin’in korktuğu başına gelmiş, kehanet önlenememiş, Ragnarok er ya da geç yaşanmıştır. Jormungand bu savaş sırasında Thor ile dövüşmüş ve bu dövüş ikisinin de hayatını kaybetmesi ile sona ermiştir.
Völsunga Sagası’nda hikayesinden söz edilen Fafnir‘in, günümüze kadar gelen farklı ejderha öykülerinin atası olduğunu söyleyebiliriz. Hikayesinin başında cüce Fafnir, iki kardeşi Regin ve Otr’la birlikte, Hreidmarr’ın iki oğlundan biridir. Hreidmarr’a, Otr’un kan parası olarak cüce Andvari’nin lanetli hazinesi verilmiştir. Fafnir ve Regin bu lanetli hazine tarafından cezbedilmiş ve babasından kendileriyle paylaşmasını istemişlerdir. Hreidmarr’ın onları reddetmesinin ardından Fafnir deliye dönmüş, onu öldürmüş ve tüm hazineyi kendisine almıştır. Ardından bu hazineyi bir mağarının derinliklerine saklamıştır. Bu hazineyi koruma arzusu ile daha çok delirmiş ve fiziksel formu bir ejderha halini almıştır. Hazinesini korumak isteyen açgözlü ve öfkeli ejder motifi, sonradan gelen Batılı ejder hikayelerinde de yer etmiştir. Hikayenin sonunda açgözlü ejder, kahraman Sigurd tarafından öldürülmüştür.
Değineceğimiz son Cermen ejderi ise Nidhogg‘dur. Nesir Edda’ya göre Yggdrasil’de yaşayan Nidhogg’un ağacın Niflheim’a doğru uzanan köklerini yediği, Şiirsel Edda’da ise en adi ölümlülerin gittiği, Hel’in kuzeyinde bulunan Naströnd’de yaşadığı ve oradaki insanlar ile beslendiği söylenir. Şiirsel Edda’nın son dörtlüğünde, Ragnarok’un yaklaşmasının bir alameti olarak, Nidhogg’un Hel’in kuzeyinde bulunan Nidafjöll’den kalkarak, kanatlarında cesetler taşıyarak uçmaya başlayacağı belirtilmektedir…

Teistik Satanizm hakkında daha çok bilgi almak için diğer yazılarımızı ve kitaplarımızı okuyabilirsiniz. İletişim sayfasından sorularınızı direkt olarak sorabileceğiniz Discord sunucularımıza katılmanızı tavsiye ederiz. Sorularınızı sorup cevabını sıradaki soru-cevap yazısında görmek için soru formunu kullanabilirsiniz. Sitemizdeki yazılardan paylaşıldığı an haberdar olmak için Instagram sayfamızı takip edebilir ve e-posta sistemimize abone olabilirsiniz. İyi araştırmalar.




