Teistik Satanizm‘de ve Altı Katlı Kitap‘ta çağ kelimesi sık sık zikredilmektedir. Çağ kelimesi, günümüzdeki asıl anlamı ve kullanımı dolayısıyla belli bir zaman aralığını belirtiyormuş gibi bir anlam taşısa da Teistik Satanizm’de tam olarak bu şekilde kullanılmaz. Bu yazıda çağ kelimesinin tam olarak ne anlama geldiğini ve belli çağları açıklamaya çalışacağız.
ÇAĞ
Ayetler Kitabı Açıklaması
“Çağ konusunda bir konuya açıklık getirmem gerekiyor. Üç kitapta ve yorumlarda çağ kelimesinden kastedilen kalıp bir zaman dilimi değildir, yani çağ derken bir yüzyıl, binyıl, on yıl gibi zamanlar kastedilmez. Çağ kelimesinden kastedilen tanrıların etkisiyle girilen büyük değişimler sonucu ortaya çıkan zaman dilimidir. Örneğin bu üç kitabın gelmesi yeni çağı getirdi fakat bu çağ onyıl, yüzyıl değil seçkinlerin çoğalacağı ve semavi dinlerin azalacağı çağdır. Yani çağ büyük değişimler sonucu girilen, süresi değişken olan zaman dilimleridir.”
Yukarıdaki metinden de anlaşıldığı üzere çağlar dinimizce belli bir zaman aralığı değildir. Yani şu kadar yıl eşittir bir çağdır gibi bir anlayış yoktur. Çağların süresi onları başlatıp bitirecek olan büyük olaylara bağlıdır. İnsanlığın varoluşundan beri birçok çağ gelip geçmiştir. Girilen her çağda, Dünya’da Şeytan’ın bir kahini olmuştur. Örneğin bu çağın kahini, kendisine Ayetler Kitabı, Gerçekler Kitabı ve İsa Kitabı dikte edilen, Uyanış ile Gerçekler Kitabı Yorumu kitaplarını yazan Bülent Kısa’dır (Kahin nedir?). Kahinlerin görevlerinden birisi de yeni çağı getirmek ya da mevcut çağa yön vermektir ki bu durum Ayetler Kitabı’nda açıkça söylenir.
Ayetler Kitabı, II. Bölüm
1. En başından beri bendim yanınızda olan. Sizi aydınlattım ve uyardım dönem dönem. Bunun için de çeşitli araçlarım oldu. Zaman zaman da kahinlerim geldi; şimdiki gibi, Dünya’ya yeni bir çağın başlayacağını haber verecek olan.
9. Her çağda, açık ve gizli kahinlerim olmuştur. Onlar, insanlara sevinç getirmek içindir. Ama açıkça ortada olan kahinlerim, kendisine güveni olmayan aciz tanrının, cennet vaadlerine kananlar tarafından katledilmişlerdir. Bu yüzden benim kahinlerim, karanlıkta kalmalıdırlar. Özel görevle ortada olan ve de gerekince ortaya çıkacak olan bir, ikisi hariç.
Kahinimiz, Uyanış kitabında 3 kitabın gelmesi ile beraber yeni çağın başladığını açıkça belirtir.
Uyanış
“Artık zamanı geldi. Dünya yeni bir çağa girdi. Batıda New Age olarak çok sık zikredilen bu Yeni Çağ bir anda ortaya çıkan ve bir iki yıl içinde olan değişimler değildir. Yeni Çağ’ın yerleşmesi belki yüzyıl sürecektir. Fakat artık bazı gerçeklerin ortaya çıkmasının da zamanı gelmiştir ve gene Şeytan’ın vahyi ile ve aynı zamanda da insanların bilinçlerinin açılmasıyla Kutsal kitaplardaki farklı açılar yavaş yavaş ortaya çıkacaklardır. Bunların hepsini de ele alacak olmakla beraber en önce ve en çok içinde bulunduğumuz ülkenin hakim dini olan Müslüman’lığın ayırımı ile ilgileneceğiz.”
Karanlık Çağ
Karanlık Çağ, Kötü Tanrı’nın ve onun öğretilerinin dünyaya tam olarak hakim olduğu zaman dilimine verilen isimdir. Bilim, sanat, büyü, mimari ve benzeri Şeytan’ın vasıfları olan ve insanlığa yararlı olan şeyler ya hiç görülmez ya da en az seviyede görülürler. Savaşlar, katliamlar, vahşet (Kötü Tanrı’nın kan açlığı) gibi durumlar daha yaygın ve hakim olurlar. Akılcılık ve mantık yerine dogmacılık ve kölelik hakim olur. Cinsiyetler ayrıştırılır ve aşağılanır. Cinsellik lanetlenir ve en aza indirgenir (Kötü Tanrı için cinsellik). Din, bilimden üstün olur. Din adamları halkı istediği gibi güderler. Tamamen boğucu olan bu tarz zaman dilimlerine Karanlık Çağ deriz.
Her ne kadar günümüzde Kötü Tanrı’nın dinleri yaygın ve kısmen hakim dinler olsalar da tam olarak bir Karanlık Çağ’da değiliz. Karanlık Çağ’daki kadar büyük bir boğuculuk ve Kötü Tanrı’ya biat söz konusu değildir. Günümüzde bilim din kadar ve hatta dinden daha çok söz hakkına sahiptir. Sanat, felsefe ve mimari ilerlemeye devam etmekte. Savaşlar yaygın olsa da mutlak hakimiyete sahip değildir. Cinsiyetlerin eşitliği ve cinselliğin özgürlüğü de daha kabul edilebilir bir haldedir halk açısından.
Bunlar göz önünde bulundurulunca anlaşılıyor ki bizler bir Karanlık Çağ’da değiliz. Bizler şu an Kötü Tanrı’nın ve onun dinlerinin güç kaybettiği, buna karşılık Efendi ve Tanrıların güçlendiği bir çağdayız.
ALTIN ÇAĞ
Altın Çağ ise insanlığın Kötü Tanrı’dan kurtulup gerçeğin öğretisini bulacağı; bilim, sanat, felsefe ve majinin tamamen özgürce, hiç olmadığı kadar hızlı gelişeceği, insanların tanrılarla sağlıklı bir ilişkisi olacağı zaman dilimidir. Daha detaylı bilgi Altın Çağ yazısında olduğu için bu başlığı kısa tutuyoruz.
BİRİNCİ DÜNYA VE İKİNCİ DÜNYA
Birinci Dünya ve İkinci Dünya ise Ayetler Kitabı’nda bahsedilmiş olan, bir çağdan daha geniş ve belli bir ayrımı bildiren iki kısımdır. Bunu Ayetler Kitabı Açıklaması‘ndan bir alıntıyla rahatlıkla anlayabiliriz.
Ayetler Kitabı Açıklaması
“Şeytan, Dünya’yı iki bölüme ayırır. Birinci kısım yani onun da seçtiği isimle Birinci Dünya aslında Dünya’nın ilk bulunduğu zamandan, daha doğrusu Güneş’ten koparak oluşmasından başlar fakat bu zaman diliminde insan öncesi Dünya çok da önemli değildir, bu zaman diliminde asıl önemli olan ilk insanların bahçeden salınması ve sonrasıdır. İlk insanlar bahçeden salındıkları zaman çoğu Elohim’e sadık ve ondan korkuyordu fakat onlardan çıkan çocukların çoğunda tıpkı Kabil gibi Şeytan’ın yapısı daha da baskındı. Zamanla insanlar Elohim’in tasmasından kurtuldu ve gerçek tanrılara yani Şeytan ve onun yanındaki Demonlara tapmaya başladı. İnsanlar her alanda kendilerini geliştirdi, refah seviyeleri çok yüksekti. Sanat, mimari, maji, bilim gibi konularda hiç durmadan geliştiler. Bu dönem, yani Antik Paganizm dönemi, aslında neredeyse Altın Çağ’dı. İnsanlar cinselliklerini istedikleri gibi yaşayabiliyorlardı ve cinsiyet ayrımı gibi şeyler yoktu fakat o zamanlar bile Elohim’e tapanlar her ne kadar az da olsa vardı. Bu neredeyse Altın Çağ olan, Antik Paganizm’in hakim olduğu zaman dilimine Şeytan, Birinci Dünya der. Birinci Dünya insanları gerçeklerin daha çok farkındaydı, daha zekiydi ve daha gelişmişti, hatta bu gelişmişlikleri sayesinde tanrılarla daha düzenli bir iletişimleri vardı fakat zamanla Elohim ve insanlık arasındaki savaş hararetlendi. Buradaki savaştan kastedilen tabii ki fiziksel bir savaş değil. Elohim’in yalan öğretisini yayması ve insanlığın buna direnmesiydi. Başta medyumlarını göndererek yaydı öğretisini, daha sonra sayısı yetince kanla.
Yeterince insan olunca ve durumlar el verişli hale gelince birçok felaket ile kabileleri yok etti. Sadece felaketler değil, kendi kullarıyla da katletti gerçeğin müridlerini. Kanla ve felaketlerle gerçeğin tanrılarını kötüledi ve karaladı, gerçeğin müridlerini yok etti, bu yüzden gerçeğin öğretisini kaybetti insanlar.
İşte bu noktadan sonrasına ise Şeytan, İkinci Dünya der. Gerçekler Kitabı Yorumu’nda Kısa, Karanlık Çağ’ın gelmesini bir boks maçının raundlarından birisinin kaybedilmesi olarak açıklamıştı. Aslında Altın Çağ boks maçının sonudur, Birinci ve İkinci Dünya ise şimdiye kadar gerçekleşen raundlar gibidir. Birinci Dünya, Altın Çağ’ın kısmen var olduğu zaman dilimi iken İkinci Dünya, Karanlık Çağ’a dönmemizle başlayan zaman dilimidir. Birinci ve İkinci Dünya çok geniş zaman dilimleriyken bu zaman dilimlerinin içerisindeki değişimlerle ortaya çıkan zaman dilimlerine ise üç kitapta ve yorumlarda çağ denir. Örneğin bu üç kitap yeni çağı getiren üç kitaptır fakat bu yeni çağ Üçüncü Dünya değildir, İkinci Dünya’nın bir çağıdır.”
Teistik Satanizm hakkında daha çok bilgi almak için diğer yazılarımızı ve kitaplarımızı okuyabilirsiniz. İletişim sayfasından sorularınızı direkt olarak sorabileceğiniz Discord sunucularımıza katılabilir, sorularınızı sorup cevabını sıradaki soru-cevap yazısında görmek için soru formunu kullanabilirsiniz. Sitemizdeki yazılardan paylaşıldığı an haberdar olmak için Instagram sayfamızı takip edebilir ve e-posta sistemimize abone olabilirsiniz. İyi araştırmalar.







