Kötü Tanrı’nın dinleri, savaşların yapılması, gerekli nefret ortamının oluşturulması ve kan isteyen tanrılarının beslenmesi için hem bireylere hem de topluma birçok farklı konuda negatif etkilerde bulunmuştur. Daha önceki yazılarda semavi dinlerdeki kadın figürünü, sanat düşmanlığını ve kan açlığını incelemiştik. Bu yazının konusu ise ayrımcılık.
MUSEVİLİK
Musevilik, Kötü Tanrı’nın ırksal ayrımcılığı açıkça yaptığı ve semavi dinler arasında ırkçılığa en çok değer veren dinidir. Aslında bunun basit bir nedeni var: Kötü Tanrı antik dönemlerde neredeyse hiç takipçi toplayamadığı için her daim ona bağlı kalacak ve onun için savaşacak “kalıcı” bir topluluğa ihtiyaç duyuyordu. O dönemin şartları içerisinde de bu topluluk Yahudiler olmuştur. Yahudi ırkına üstünlük sağlanması esasında iki sebebe bağlıdır. İlk önce ayetleri görelim, sonra da üzerlerine konuşalım.
YARATILIŞ 17
1.Avram doksan dokuz yaşındayken RAB ona görünerek, “Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’yım” dedi, “Benim yolumda yürü, kusursuz ol.
2.Seninle yaptığım antlaşmayı sürdürecek, soyunu alabildiğine çoğaltacağım.”
3.Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,
4.“Seninle yaptığım antlaşma şudur” dedi, “Birçok ulusun babası olacaksın.
5.Artık adın Avram değil, İbrahim olacak. Çünkü seni birçok ulusun babası yapacağım.
6.Seni çok verimli kılacağım. Soyundan uluslar doğacak, krallar çıkacak.
7.Antlaşmamı seninle ve soyunla kuşaklar boyunca, sonsuza dek sürdüreceğim. Senin, senden sonra da soyunun Tanrısı olacağım.
8.Bir yabancı olarak yaşadığın toprakları, bütün Kenan ülkesini sonsuza dek mülkünüz olmak üzere sana ve soyuna vereceğim. Onların Tanrısı olacağım.
MISIR’DAN ÇIKIŞ 5:3
Musa’yla Harun, “İbraniler’in Tanrısı bizimle görüştü” diye yanıtladılar, “İzin ver, Tanrımız RAB’be kurban kesmek için çölde üç gün yol alalım. Yoksa bizi salgın hastalık ya da kılıçla cezalandırabilir.
YASA’NIN TEKRARI 14:1-2.
Siz Tanrınız RAB’bin çocuklarısınız. Ölülere ağıt yakmak için bedenlerinizi yaralamayacaksınız. İki kaş arasındaki tüyleri almayacaksınız. Tanrınız RAB için kutsal bir halksınız. RAB öz halkı olmanız için yeryüzündeki bütün halkların arasından sizi seçti.
YASA’NIN TEKRARI 26:18-19
Bugün RAB, size verdiği söz uyarınca, öz halkı olduğunuzu açıkladı. Bütün buyruklarına uyacaksınız. Tanrınız RAB sizi övgüde, ünde, onurda yarattığı bütün uluslardan üstün kılacağını, verdiği söz uyarınca kendisi için kutsal bir halk olacağınızı açıkladı.
Yukarıdaki ayetlerden çıkartılacak birkaç şey var. Birincisi, “her şeye gücü yeten” tanrı, medyumunu bir antlaşma sonucu kazanıyor. İkincisi, “Ben senin soyunun tanrısı olacağım,” diyerek amacını açıkça belli ediyor. Zaten ilk oğullardan beri ilk başta ikinci, daha sonra üçüncü oğulun soyuna değer veren Kötü Tanrı, en sonunda ırkçı öğretisini yaymak için temiz bir yol buluyor. Bu ırkçı tutum, Tevrat’ın diğer ayetlerinde de görülmektedir. Kötü Tanrı peygamberlerini ve peygamber soyunu, yani kendi yapısına yakın olan Üçüncü Oğul’un soyunu her daim üstte tutmuş ve sıradan kullarından ayırmıştır. Peygamberleri de bu ayrımcılığı verimli kullanıp istedikleri birçok şeyi yapmıştır. Örneğin Davut peygamber, evli olduğunu bildiği halde bir kadınla beraber olmuş, ardından evlenebilmek için kocasını öldürtmüştür (2. Samuel, 11. Bap). Aynı şekilde Muhammed’e de beğendiği her kadını derhal kocasından boşatarak almak yetkisi verilmiş, Muhammed de bunu üvey oğlu olan Zeyd’in karısını alarak zevkle uygulamıştır (Ahzap/50-51).
Görüldüğü üzere ayetlerde Yahudi üstünlüğü açıkça vurgulanmakta. Tevrat’ın diğer kısımlarında daha çok ırkçı ayet vardır. Dileyen okuyup daha fazlasını da görebilir. Şimdilik bu kadarın yeterli olduğunu düşünüyoruz.
HRİSTİYANLIK
Hristiyanlık, İsa’nın ve Efendi’nin etkisi ile birçok konuda Kötü Tanrı’nın öğretisinden uzaklaşma yolunda ilerlemiştir. Ancak bu etkiler bile Hristiyanlığın Kötü Tanrı’nın dini olduğu gerçeğini değiştirmez. Eski Ahit’i kabul etmelerinin yanında, Yeni Ahit’te esasında ırksal bir ayrım yoktur. Toplumların ayrımı inançlı ve kafir şeklinde yapılmış ve Kötü Tanrı’nın ayrıştırıcı ve savaşçı öğretisi bu yolla yayılmıştır. Peki bu Hristiyanlıkta ırkçılık yok mu demek? İlk önce İsa Kitabı’ndan bir alıntı yapalım.
İsa Kitabı II. Bölüm
39. İsa’yı fizik olarak öldürdü Romalılar, ama gerçekte sadece bir aletti onlar. Öldüren onu, feda eden ve ortadan kalkmasını isteyen kendi baba tanrısıydı ve onun gizli kahinleriydi aslında.
40. Ve çöl adamlarından olan gizli kahinler hemen el koydular İsa’nın öğretisine. Değiştirdiler bütün öğretiyi kötü tanrı’nın istediğince. Yasakladılar aşkı, seksi, mutluluk ve neşeyi. İsa’yı hiç tanımayan ve çöl adamlarının yapıtaşlarından olan bir başka kahin kurdu Hıristiyanlık dinini. Ve çöl adamları’nın gizli soyu, hep ellerinde tuttular bu dinin yönetimini.
41. İsa’nın hiç bilmediği ve hiç düşünmediği yorumlar getirdiler onun öğretisine. Bir dehşet ve kan dini yaptılar Hıristiyanlığı ve İsa adına cinayetler işlediler yüzyıllarca. Ve sakladılar insanlardan, her ele geçen bilgiyi İsa ve onun öğretisi hakkında. Asıl görevlerinin büyük bölümü de budur aslında.
42. Ve insanları yüzyıllarca Benimle korkuttular ve Benden korkutarak insanları, beslediler kendi kötü tanrılarını ve kötü dinlerini. İnsanları aforoz ettiler yüzyıllarca ve kimse sormadı onlara İsa adına yaptıkları bu işi, İsa’nın yaşarken kaç defa yaptığını. Kimse sormadı onlara İsa’nın kaç engizisyon mahkemesi kurduğunu, kaç defa insanları diri diri yaktığını ve kaç tane cadı diye ve kaç tane başka dinden diye insan öldürdüğünü. Aslında hiçtir bu soruların cevabı. İsa yapmadı ve düşünmedi bile bunları.
43. Ve görseydi ve bilseydi İsa kendi adına kurulan kilisenin cadı avlarını ve katliamlarını hiç yaşamak istemezdi bu dünyada, bu din komisyoncularının kendi yarattıkları sahte tanrıları olarak ve kötü tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi olarak.
Hristiyanlıkta hâlâ Eski Ahit’ten gelen bir Yahudi sevgisi olsa da bu durum ırkçılığa varmamıştır. Ancak kilise, Kötü Tanrı için bu eksiği gayet güzel doldurmuştur. Sömürgelerde ve paganlara karşı yapılan savaşlarda “Onlar şeytan ruhludur, zaten kurtarılamazlar, doğuştan bozuklar.” tarzında düşüncelerle dini kılıflar bulunmuş, ırkçılık teolojik bir zemine oturtulmaya çalışılmıştır. Amerika ve Afrika’daki misyonerlik/sömürge faaliyetleri Kilise’nin izni ve emri ile yapılmış, siyahi insanlar “insan” bile sayılmamıştır. Yani Kötü Tanrı’nın istediği gibi, Kilise yüzyıllarca farklı sebepler ile farklı toplumlara ayrımcılık yapmıştır.
İSLAM
İslam’da da Hristiyanlığa benzer bir yol izlemiştir Kötü Tanrı. Temel ayrım inançlı ve kafir üzerinden yapılır. Dinin kendisi direkt olarak ırkçılığı emretmez, ancak bir şekilde yine ırkçılık toplum ve din içerisine yerleştirilmiştir.
İnsanlar bile başarılı bir şekilde toplumu istedikleri yöne manipüle edebilirken, bir tanrının gönderdiği dinin emirlerinin topluma ve insanlığa nasıl dertler açacağını bilmemesi hiç olası mı? Kötü Tanrı, Uyanış kitabında anlatıldığı gibi, ırkçılığı da eşcinselliğe benzer şekilde yasaklar gibi gösterip körüklemiştir.
Fussilet/44
“Şayet biz onu yabancı dilde okunan bir kitap olarak indirseydik mutlaka şöyle diyeceklerdi: ‘Âyetlerinin açık seçik anlaşılır olması gerekmez miydi? Bir Arap’a yabancı dilden bir kitap, öyle mi!’ De ki: ‘O, inananlar için bir rehber ve şifadır; inanmayanlara gelince onların kulaklarında bir sağırlık vardır, Kur’an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara çok uzaktan sesleniliyor.”
Yusuf/2
“Anlayabilesiniz diye biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.”
En’am/92
“Bu (Kur’an), Ümmülkurâ (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz, kendisinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Âhirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını kılmaya hakkıyla devam ederler.”
Yukarıdaki ayetler açıkça Kur’an’ın Arapça ve Araplar için, Arapların yaşadığı bölgeye gönderilmiş olduğunu söylüyor. Bazı din tüccarları bu ayetlerin pek de önemli olmadığını iddia edebilir. Ancak önemli olan, yukarıda bahsettiğim kartopu etkisinin başlatılmasıdır. Kur’an’daki bu ayetler, İslam’ın bir Arap dini olduğu alt metnini verir, siz her ne kadar “Üstünlük kim tanrıya daha çok kölelik ediyorsa ondadır.” deseniz de.
Bu durumun en büyük etkilerinden birisi ise Muhammed öldükten sonra gelen ilk halifeler döneminde Arap olmayan Müslümanlara karşı uygulanan mevali politikasıdır. Bunun Kötü Tanrı’ya ne kadar çok yaradığını bir düşünün. Zaten istediği gibi oldukça cihatçı ve agresif halifeler yönetimde ve sürekli savaşlarla tanrı adına kan dökülüyor. Sürekli cariyeler ve köleler alınıyor. Üstüne bir de dini kabul eden ve köle olmayan diğer insanlar da köle muamelesi görüyor. Bu kadar depresif, acı ve karamsarlık dolu bir toplumun yüzyıllarca Kötü Tanrı’ya ne kadar çok enerji sağladığını bir düşünün. Irkçılık açıkça yapılsaydı bu kadar çok yarar sağlayamaz ve din bu kadar çok yayılmazdı. Çünkü Tevrat’ta olduğu gibi, bariz şekilde ırkçı olan bir tanrı insanlara kabul edilesi gelmeyecektir.
İslam’daki ırkçılık bu kadarla da sınırlı değil. Günümüzde bile toplumları manipüle eden ve ayrımcılığa sevkeden, dinin yayıldığı toplumların kültürlerini yok edip herkesi adeta aynı cümleleri söyleyip aynı hareketleri yapan, yemeği yiyeceği elinden tuvalete gireceği ayağına kadar yöneten bir sistemleri de var: Sünnet.
Muhammed hayatı boyunca Arap kültürü içinde yaşamış bir insandı. Muhammed’in yaptığı şeyleri yapmak, esasında hayatını Arap kültürüne uygun şekilde yaşamak demektir. Bir Arap gibi sakal bırakmak, peygamber yani bir Arap gibi giyinmek, sürekli Arapça dualar okumak, gün içerisinde sinirlendiğinde, şaşırdığında, bir işe başlarken Arapça cümleler söylemek, yemeği sağ elle yemek… Bunların hepsi ve çok daha fazlası, İslam’ın yayıldığı kültürlerin çeşitliliğini yok etmek ve onları Kötü Tanrı’nın istediği gibi aynı şeyleri yapan koyunlara, pillere dönüştürmek için yaratılmış sahte hayat kurallarıdır. İslam’da Kur’an’ın ayetlerini ve duaları başka dillere çevirerek okumak bile caiz değildir. “Kur’an’da çok büyük anlamlar vardır, biz onu çevirirsek anlayamayız, bu saygısızlık olur.” mantığı hakimdir.
Ayrımcılık, aynı cinsiyetçilik ve homofobi gibi Kötü Tanrı’nın bütün dinlerinde varlığını sürdüren bir olgudur. Kötü Tanrı’nın yaratmak istediği toplumlar, neredeyse aynı şeyleri yapıp aynı şeyleri söylemesine rağmen birbirinden nefret eder ve sürekli savaşır. Kadın ile erkeği dinlerdeki yoğun cinsiyetçilik nedeniyle ayrı toplumlar haline getirirler. Aşk, sevgi ve cinselliği yasaklarlar. Eşcinselliği lanetler, özgürlüğü yasaklarlar. Zaten yalnızca bunlar bile bütün ömrünü tanrıya tapmak için geçiren insanların nefret dolu olması için yeterli sebepler. Sürekli tanrı adına savaşlar yaparlar; köleler, cariyeler alırlar. Topluma sürekli eziyet çeken ve tecavüze uğrayan bir köle sınıfı kazandırılır. Tabii bu insanlar aynı zamanda “boş vakitlerinde” tanrıya taparlar, bunu reddedenleriyse anında öldürürler. Yalnızca kafirlere karşı savaş yetmez, dinler kendi aralarında da savaşır. Müslüman Hristiyanla, Şii Sünniyle, Katolik Ortodoksla savaşır. Böylece Kötü Tanrı için yıkım, ölüm ve acı hiçbir zaman bitmez. Nefret nesilden nesle aktarılır. Yüzyıllardır olan bu değil mi? Şu anda ve gelecekte olacak olan da bu değil mi? Burada bir soruyu tekrar sormamız gerekli. İnsanlar bile bir toplumu istedikleri yöne manipüle edebilirken, bir tanrının gönderdiği dinin emirlerinin insanlığa nasıl dertler açacağını bilmemesi hiç olası mı? Yoksa zaten amaç başından beri ayrımcılığı körükleyip sürekli tanrı için savaşın sağlanması mı?
Ayetler Kitabı II. Bölüm
12. Ben, Her Dili Konuşan’ım. İnsanları, anlamadıkları ve asla anlayamayacakları dillerdeki dinlere koyun olmaya zorlayan, Sahte Tanrı değilim ben. Ve benim kitaplarım, başka dillere çevrilince anlamlarını kaybetmezler.
64. İşte bunlardır, sahte dinlerin insanlara getirdikleri. Bunlardır, verdiği kurtuluş ve ahlak. Bunlardır, insanı özgürlükten men eden ve köle yapan.
Dilerseniz Semavi Dinlerde Kadın, Semavi Dinlerin Sanat Düşmanlığı ve Kötü Tanrı’nın Kan Açlığı yazılarına da göz atabilirsiniz. İyi araştırmalar.
Teistik Satanizm hakkında daha çok bilgi almak için diğer yazılarımızı ve kitaplarımızı okuyabilirsiniz. İletişim sayfasından sorularınızı direkt olarak sorabileceğiniz Discord sunucularımıza katılmanızı tavsiye ederiz. Sorularınızı sorup cevabını sıradaki soru-cevap yazısında görmek için soru formunu kullanabilirsiniz. Sitemizdeki yazılardan paylaşıldığı an haberdar olmak için Instagram sayfamızı takip edebilir ve e-posta sistemimize abone olabilirsiniz. İyi araştırmalar.




