Skip to content
Teistik Satanizm
Menu
  • Ana Sayfa
  • ALTI KATLI KİTAP
    • Ayetler Kitabı
    • Gerçekler Kitabı
    • İsa Kitabı
    • Uyanış
    • Gerçekler Kitabı Yorumu
    • Ayetler Kitabı Açıklaması
  • İLETİŞİM
    • SOSYAL MEDYA
    • SORU FORMU
    • ABONELİK FORMU
  • SATANİZM NEDİR?
  • YAZILAR
    • TEİSTİK SATANİZM
    • SEMAVİ DİNLER
    • ŞEYTAN’IN İSİMLERİ
    • SORU-CEVAP
  • KÜTÜPHANE
    • Bilinmeyen Yönleriyle Satanizm
  • BAYRAMLAR
    • İMBOLC
    • OSTARA BAYRAMI – İLK BAHAR EKİNOKSU
    • BELTANE VE WALPURGİS GECESİ
    • MIDSUMMER – LITHA
    • AYETLER KİTABI’NIN ALINDIĞI GÜNLER
    • LUGHNASADH – LAMMAS
    • MABON – SONBAHAR EKİNOKSU
    • SAMHAİN – CADILAR BAYRAMI
    • YULE – NOEL
  • RASTGELE YAZI
Menu

SEMAVİ DİNLERDE KADIN

Posted on 18/03/202216/02/2025 by Seçkin

Semavi dinlerdeki kadının konumu uzun süredir eleştirilen ve hakkında herkesin az çok bilgi sahibi olduğu bir konu. Bizim bu yazıdaki amacımız, Kötü Tanrı’nın kadın düşmanlığını gözler önüne sermekle birlikte öğretimiz açısından da belli bir miktarda eleştirmektir. Şimdi sırasıyla semavi dinlerin kadın görüşünü inceleyelim.

Musevilikte Kadın

Musevilikte kadın, erkeğin mülkü ve kölesi konumundadır. Evlenmeden önce babasının, evlendikten sonra ise kocasının malıdır. Erkeği baştan çıkartan, karar verme yetkisi bile olmayan bir hiçtir aslında. Şimdi gelin, Musevilik dinini ve onun kadına bakış açısını biraz daha detaylı görelim.

Yaratılış 2

18.Sonra, “Adem’in yalnız kalması iyi değil” dedi, “Ona uygun bir Yardımcı Yaratacağım.”

19.RAB Tanrı yerdeki hayvanların, gökteki kuşların tümünü topraktan Yaratmıştı. Onlara ne ad vereceğini görmek için hepsini Adem’e getirdi. Adem her birine ne ad verdiyse, o canlı o adla anıldı.

20.Adem bütün evcil ve yabanıl hayvanlara, gökte uçan kuşlara ad koydu. Ama kendisi için uygun bir Yardımcı bulunmadı.

21.RAB Tanrı Adem’e derin bir uyku verdi. Adem uyurken, RAB Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı.

22.Adem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Adem’e getirdi.

23.Adem, “İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik, Etimden alınmış ettir” dedi, “Ona ‘Kadın’ denilecek, Çünkü o adamdan alındı.”

24.Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.

25.Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.

Yaratılış 3

1.RAB Tanrı’nın yarattığı yabanıl hayvanların en kurnazı yılandı. Yılan kadına, “Tanrı gerçekten, ‘Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin’ dedi mi?” diye sordu.

2.Kadın, “Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz” diye yanıtladı,

3.“Ama Tanrı, ‘Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz’ dedi.”

4.Yılan, “Kesinlikle ölmezsiniz” dedi,

5.“Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.”

6.Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi.

7.İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar.

8.Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı’nın sesini duydular. O’ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler.

9.RAB Tanrı Adem’e, “Neredesin?” diye seslendi.

10.Adem, “Bahçede sesini duyunca korktum. Çünkü çıplaktım, bu yüzden gizlendim” dedi.

11.RAB Tanrı, “Çıplak olduğunu sana kim söyledi?” diye sordu, “Sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan mı yedin?”

12.Adem, “Yanıma koyduğun kadın ağacın meyvesini bana verdi, ben de yedim” diye yanıtladı.

13.RAB Tanrı kadına, “Nedir bu yaptığın?” diye sordu. Kadın, “Yılan beni aldattı, o yüzden yedim” diye karşılık verdi.

14.Bunun üzerine RAB Tanrı yılana, “Bu yaptığından ötürü Bütün evcil ve yabanıl hayvanların En lanetlisi sen olacaksın” dedi, “Karnının üzerinde sürünecek, Yaşamın boyunca toprak yiyeceksin.

15.Seninle kadını, onun soyuyla senin soyunu Birbirinize düşman edeceğim. Onun soyu senin başını ezecek, Sen onun topuğuna saldıracaksın.”

16.RAB Tanrı kadına, “Çocuk doğururken sana Çok acı çektireceğim” dedi, “Ağrı çekerek doğum yapacaksın. Kocana istek duyacaksın, Seni o yönetecek.”

17.RAB Tanrı Adem’e, “Karının sözünü dinlediğin ve sana, Meyvesini yeme dediğim ağaçtan yediğin için Toprak senin yüzünden lanetlendi” dedi, “Yaşam boyu emek vermeden yiyecek bulamayacaksın.”

Yukarıda belirtilen bölümleri birçok kişi daha önceden okumuş veya duymuştur muhtemelen. Burada değinilmesi gereken birkaç nokta var. Birincisi, Tevrat direkt olarak kadının niçin yaratıldığını (kendince) söylüyor: Erkeğe yardımcı olmak için. Yani kadının yaradılış ve varoluş amacı erkeğe hizmet/kölelik etmekten başka bir şey değil. İkincisi; Tanrı, yılana uyduğu için kadını “doğururken acı çekmekle” cezalandırıyor ve erkeğin kadını yöneteceğini bir kez daha yineliyor; erkeğe kızarken de yılana uyduğu için değil, kadına uyduğu için kızıyor Tanrı. Yani Tevrat’ın anlatısına göre yılan, daha zayıf ve kandırılması kolay olan kadını baştan çıkarıyor; kadın ise erkeği baştan çıkarıyor ve bu bir nevi kadını (onların anlayışına göre) şeytanlaştırmaktır. Bu konu bir yana, hahamlar, Havva yüzünden cennetten kovulmaları nedeniyle kadının şahitlik yapamamasını onlara verilen dokuz ceza ve lanetten biri olarak kabul ederler. Bu duruma ise Tevrat’tan, Tekvin Bab 18:15’i (Sara korktu, “Gülmedim” diyerek yalan söyledi. RAB, “Hayır, güldün” dedi.), yani İbrahim’in karısı Sara’yı örnek göstererek, bir nevi kadınların yalancı olduğunu iddia ederek açıklarlar.

Levililer 12

1-5 “İsrail halkına de ki: Bir kadın hamile kalıp erkek çocuk doğurursa, âdet gördüğü günlerde olduğu gibi yedi gün kirli sayılacaktır. Çocuk sekizinci gün sünnet edilmeli. Kadın kanamasından paklanmak için otuz üç gün bekleyecek. Pak sayılması için geçmesi gereken bu günler doluncaya dek kutsal bir şeye dokunmayacak, tapınağa girmeyecek. Ancak, kız çocuk doğurursa, âdet gördüğü günler gibi iki hafta kirli sayılacaktır. Kanamasından paklanmak için altmış altı gün bekleyecektir.”

Kadın doğum yeteneği sayesinde övülmek yerine doğum yaptığında kirli sayılarak dini şeylerden uzaklaştırılmaktadır. Bu da yetmezmiş gibi kadın bu “kirli” günler geçince de “paklanmıyor”, tabii Havva’nın baştan çıkması ve çıkarması yüzünden süregelen bir “kötü, pis kadın” algısı var ama burada kastedilen farklı ve fazladan bir kirlilik. Kadın bu günler geçince yakmalık sunu olarak bir yaşında bir kuzu, günah sunusu olarak da bir güvercin veya kumru kurban etmesi gerekiyor. Kötü Tanrı’nın kan açlığı ve kurban isteği burada da açıkça görülmektedir fakat konumuz bu değil. Yukarıdaki bölümden gördüğümüz üzere kadın, çocuk doğurunca kirleniyor. Daha kötüsü şu ki, erkek çocuk doğurunca 33 gün kirli sayılan kadın, kız çocuk doğurursa 66 gün kirli sayılıyor. Aslında bu zihniyet bile kadın cinsiyetine olan düşmanlığı gözler önüne sermektedir. Bu, kadının pisliği ve kirlenmesi durumu hakkında başka ayetler de var tabii ki.

Levililer 15:

19-23 “Adet gördüğü için kan kaybeden kadın yedi gün kirli sayılacak. Ona dokunan da akşama kadar kirli sayılacak. Adet gördüğü günlerde kadının üzerinde yattığı ya da oturduğu her şey kirli sayılacaktır. Kim kadının yatağına dokunursa, giysilerini yıkayacak, yıkanacak, akşama kadar kirli sayılacaktır. Kim kadının üzerine oturduğu herhangi bir şeye dokunursa, o da giysilerini yıkayacak, yıkanacak, akşama kadar kirli sayılacaktır. Kadının yatağındaki veya oturduğu şeyin üzerindeki herhangi bir eşyaya dokunan herkes akşama kadar kirli sayılacaktır.”

Yahudi geleneklerine göre kadının şahsi bir mal varlığı yoktur. Kadın, zaten mal varlığına sahip olmak bir yana, önce babasının sonra da kocasının mal varlığıdır. Örneğin Yahudi bir kadın evlenir evlenmez tüm mal varlığı ve kazançları üzerindeki haklarını yitirir, her şey kocasının kontrolü altına girer. Yahudi hahamları, kocanın karısının mal varlığına el koymasını, onu mülk edinmesinin doğal bir sonucu olduğunu görürler. “Bir erkek, kadını mülkiyeti olarak aldığı zaman bu onun diğer mal varlığını da sahipleneceği manasına gelmez mi?” ve “Acaba bir erkek kadını elde ettiğinde onun malını da elde etmiş olmaz mı?” düşünceleri hakimdir. Zaten Musevilikte evliliğe verilen ilk isim olan kinya, “sahip olma” anlamına gelir. Kısaca Yahudi bir kadının mal varlığı aslında kendi taliplerini cezbetmek içindir. Yahudi aileleri, kızlarını babalarının bir malı gibi görüp bu mülkleri evlenirken bazen çeyiz niyetine öne sürerler. Zaten Yahudi kızlarını aile içinde değersiz kılan etkenlerden birisi de budur. Baba kızına yıllarca bakmakla yükümlüdür, sonra da büyük miktarlarda paralar vererek onu evliliğe hazırlamak zorundadır. Böyle olunca da Yahudi ailesinde bir kız çocuğu yük, baş belası konumuna itilmektedir.

Yasa’nın Tekrarı 10

10. Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin.

11. Barış önerinizi benimser, kapılarını size açarlarsa, kentte yaşayanların tümü sizin için angaryasına çalışacak, size hizmet edecekler.

12. Ama barış önerinizi geri çevirir, sizinle savaşmak isterlerse, kenti kuşatın.

13. Tanrınız RAB kenti elinize teslim edince, orada yaşayan bütün erkekleri kılıçtan geçirin.

14. Kadınları, çocukları, hayvanları ve kentteki her şeyi yağmalayabilirsiniz. Tanrınız RAB’bin size verdiği düşman malını kullanabilirsiniz.

Tüm erkekleri öldürmeyi emreden tanrı malların, kadınların, çocukların ve hayvanların yağmalanmasına izin veriyor. Peki bu yağmalamalar ne anlama geliyor? Malların yağmalanması bildiğimiz şekliyleyken hayvanların yağmalanması ya orada öldürülüp etinden yararlanmak ya da hayvanı alıp kendi yetiştirdiği sürüye katmak anlamına gelir. Çocukların yağmalanması, en iyi senaryoda, bir köle olarak alınıp, Musevi dini ve tanrısına uygun bir şekilde şartlanarak “yetiştirilmesi”dir. Kadınların yağmalanması ise hem köle olarak hem de cinsel açlık için kullanılmalarıdır. Kadını, yağmalanabilecek bir mal olarak görmeleri, bu ayette de açıkça gözler önüne serilmektedir.

Hristiyanlıkta Kadın

Efendi’nin İsa yoluyla Hristiyanlığa etkisinden dolayı, Hristiyanlık kimi zaman daha ılımlı gibi gözükse de tarih boyunca gerek Kötü Tanrı’nın diğer kahinleri tarafından, gerek kilise tarafından Kötü Tanrı’nın istediği hale daha da yaklaştırılmıştır ve günümüzde rahatlıkla Kötü Tanrı’nın dini diyebileceğimiz bir konumdadır. Hristiyanlıkta da kadının konumu Musevilikten pek farklı değildir zira Hristiyanlık zaten Eski Ahit’i, yani Tevrat’ı, kabul etmektedir. Yukarıda sunduğumuz ayetler, Hristiyanlar için de geçerlidir. Yine de Tevrat’a ek olarak Hristiyanlığın kadın görüşünü özetlemeye çalışalım.

1. Korintliler 11

1. Mesih’i örnek aldığım gibi, siz de beni örnek alın.

2. Her durumda beni anımsadığınız ve size ilettiğim öğretileri olduğu gibi koruduğunuz için sizi övüyorum.

3. Ama şunu da bilmenizi isterim: Her erkeğin başı Mesih, kadının başı erkek, Mesih’in başı da Tanrı’dır.

4. Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.

5. Ama başı açık dua ya da peygamberlik eden her kadın, başını küçük düşürür. Böylesinin, başı tıraş edilmiş bir kadından farkı yoktur.

6. Kadın başını açarsa, saçını kestirsin. Ama kadının saçını kestirmesi ya da tıraş etmesi ayıpsa, başını örtsün.

7. Erkek başını örtmemeli; o, Tanrı’nın benzeri ve yüceliğidir. Kadın da erkeğin yüceliğidir.

8. Çünkü erkek kadından değil, kadın erkekten yaratıldı.

9. Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratıldı.

10. Bu nedenle ve melekler uğruna kadının başı üzerinde yetkisi olmalıdır.

11. Ne var ki, Rab’de ne kadın erkekten ne de erkek kadından bağımsızdır.

12. Çünkü kadın erkekten yaratıldığı gibi, erkek de kadından doğar. Ama her şey Tanrı’dandır.

13. Siz kendiniz karar verin: Kadının açık başla Tanrı’ya dua etmesi uygun mu

14-15. Doğanın kendisi bile size erkeğin uzun saçlı olmasının kendisini küçük düşürdüğünü, kadının uzun saçlı olmasının ise kendisini yücelttiğini öğretmiyor mu? Çünkü saç kadına örtü olarak verilmiştir,

16. Bu konuda çekişmek isteyen varsa, şunu bilsin ki, bizim ya da Tanrı’nın kiliselerinin böyle bir alışkanlığı yoktur.”

1. Korintliler 14

34-35 “Kadınlar, kutsalların bütün topluluklarında olduğu gibi, toplantılarınızda sessiz kalsın. Konuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasa’nın da belirttiği gibi, uysal olsunlar. Öğrenmek istedikleri bir şey varsa, evde kendi kocalarına sorsunlar. Çünkü kadının toplantı sırasında konuşması ayıptır.”

Gördüğünüz üzere Tevrat’tan sonra düşünce yapısında ve kadına bakış açısında hiçbir değişme yok. Kötü Tanrı’nın istediği kadın tipi; konuşmayan, eğitim almayan, kocasına ve daha doğrusu “emrinde olduğu erkeğe” karşı itaatkar olan, köle… Kadın cinsiyetine karşı bu nefret her daim mevcut. Hristiyanlıkta Meryem yüzünden gelen bir “kadın yumuşaması” var mıdır peki? Aslında yok. Yukarıdaki kanıtlar yeterli olmadıysa Meryem hakkında düşünülenleri de kısaca özetleyelim:

“Tanrı, Hz. Meryem’e kendi ruhunu üfledi ve Hz. İsa, embriyo olarak annesinin rahmine yerleşti. Diğer bir deyişle, tanrının ruhu, Hz. İsa oldu ve annesinin vücudunda oluştu. Bu durumda, tanrı kendi oğlunu özünden yarattı; fakat kadının vücudunda teşekkül etti (Sadavi, 1980: 178). Hristiyanlık görüşüne göre, kadın erkeğin eksikliğini tamamlayan, erkeğe muhtaç ve erkeğin kölesi olarak ona hizmet eder, aynı zamanda erkek her zaman kadının kötülüklerinden kendini korur.”

İslam’da Kadın

Kötü Tanrı’nın bütün dinlerinde olduğu gibi İslam’da da yukarıda okumuş olduğunuz kadın görüşleri mevcuttur. Kötü Tanrı’nın dinleri kendi çapında ve zamanına göre ufak değişiklikler gösterse de ana fikir hep aynı. Kısıtlanan, itaatkar olması gereken, erkekten her daim aşağıda, hakkı yenen ve günaha teşvik eden bir kadın figürü.

Bakara/223

“Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah’tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O’nun huzuruna varacaksınız. Ey Muhammed, müminleri müjdele!”

Kadını çocuk yetiştiren bir tarla olarak görmek, yine Tevrat’taki, daha doğrusu Kötü Tanrı’nın dinlerindeki “erkeğin malı olan kadın” düşüncesinden gelmektedir.

Nisa/3

“3. Eğer öksüz kızlarla evlendiğinizde onlara karşı adaletli davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz câriye ile) yetinin. Doğruluktan ayrılmamak için bu daha elverişlidir.”

Nur/31

“31. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.”

Yine bedenini utanç abidesi sayması ve örtünmesi istenen, susturulmaya çalışılan bir kadın modeli. Ayetlerde açık açık erkeklerin cinsel açlık duymasının suçu kadına atılıyor ve erkeğe uslu durması değil, kadını sarıp sarmalaması emrediliyor. Erkeğe 4 tane eş ve parasının yettiğince cariye alma hakkı veriliyor. Şimdi konuyu başka bir açıdan inceleyelim.

Bakara/282

“Erkeklerinizden iki şahidi de tanık tutun. Şahitler iki erkek olmazlarsa, rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkekle -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki de kadın olsunlar.”

Nisa/11

“Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe iki kadın payı kadar (vermenizi) emreder. (Mirasçılar) ikiden fazla kadın iseler bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, anne babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da anne babası ona vâris olmuşlarsa annesinin hakkı üçte birdir. Ölenin kardeşleri varsa annesinin payı, vasiyetten ve borçtan sonra altıda birdir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş paylardır; şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.”

İslam şeriatına göre iki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine eşittir, miras konusunda da aynı haksızlık var doğal olarak. Bu durumla ilgili kadının zekasının ve imanının eksik olması yönünde sahih hadisler de bulunmaktadır.

“‘Ey kadınlar, sadaka veriniz istiğfarı çok yapınız. Çünkü bana cehennemlikler gösterildi, çoğu sizler idiniz.’ Bunun üzerine o kadınlar: ‘Ya Resulallah, bizler ne yaptık da cehennemliklerin çoğu bizden olmuş.’ diye sordular. Resulullah (a.s.m.) şöyle cevap verdi: ‘Çünkü sizler ötekine berikine çokça lanet eder, kocalarınıza karşı nankörlükte bulunursunuz. Ne gariptir ki, kendine hakim akıllı ve dinine bağlı bir kimsenin aklını, sizin kadar eksik dinli hiçbir kimsenin çelebildiğini görmedim.’ Kadınlar tekrar sordular: ‘Aklımızın ve dinimizin noksanlığı nedir, Ya Resulullah?’ Resulullah (a.s.m.) ‘Kadının şahitliği erkeğin şahitliğinin yarısı değil midir?’ diye sordu. Kadınlar ‘Evet!..’ cevabını verdiler. Resul-i Ekrem Efendimiz izah etti ve tekrar sordu: ‘İşte bu aklın eksikliğinden hayız gördüğü zaman (günlerce bekler) namaz kılmaz, Ramazan`da bir müddet oruç tutmaz değil mi?’ Kadınlar, ‘Evet!..’ dediler.”

(Buhârî, Hayz 6, Zekat 44, İman 21, Küsûf 9, Nikah 88; Müslim, Küsûf 17, (907), İman 132, (79); Nesâî, Küsuf 17, (3, 147); Muvatta, Küsuf 2, (1, 187))

Gördüğünüz üzere kadınların aklının ve imanının eksik olduğunu, cehennemin çoğunu da kadınların oluşturduğunu söylüyor Muhammed. Acaba bugüne dek kadınların erkeklerden daha aptal olduğuna dair bir bilimsel kanıt var mıdır, yoksa bu durum Kötü Tanrı’nın binyıllardır kadını aşağılaması ile ilgili bir durum mu? Sanırım cevap vermeye gerek yok.

Nisa/34

“34. Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.”

Bazı İslami otoriteler sanki her şey mükemmelmiş, sorunsuzmuş, tek bir ayette sorun varmış ve o da buymuş gibi bu ayete özellikle tetiklenirler. Halbuki her şey açık; zira İslam şeriatında da sahih hadislerde de tarihte de hatta günümüzde de durum belli. Bu yadsınamaz bir gerçekliktir. Kadın, İslam dinince erkekten daha aşağıda görülmekle birlikte erkeğin hakimiyeti altındadır.

“Hz. Ömer (r.a.) anlatıyor: ‘Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: ‘Erkeğe, hanımını ne sebeple dövdüğü sorulmaz.’”

(Ebu Davut, Nikah 43)

Bu durumun yanında, sahih hadislerde kadın hakkında daha büyük hakaretler de mevcuttur:

“Kadın şeytan suretinde gelir, şeytan suretinde gider. Sizden birisi bir kadın görür de cinsel arzuları kabarısa, eşine varsın (onunla beraber olsun!) Çünkü bu, onun nefsinde uyanan şeyi giderir.” 

(Ahmed b. Hanbel, Musned, Mısır trs., III / 330; Krş. Muslim, Nikâh 9; Ebû Dâvûd, Nikâh 43; Tirmizî, Radâ’ 9)

“‘Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne sebebi bırakmadım.’”

(Buhârî Nikâh 17; Müslim Zikir 97 98. Ayrıca bk. Tirmizî Edeb 31; İbni Mâce Fiten 31)

Mesaj gayet açık. Yukarıda uzunca anlattığımız gibi, kadın yalnızca İslam’da, Kur’an’da veyahut Musevilikte köle, baştan çıkarıcı; kısaca “kötülük” olarak görülmüyor. Kötü Tanrı’nın bütün dinlerinin birleştiği ortak noktalardan birisi kadın düşmanlığıdır dersek yanılmış olmayız. Açıkçası semavi dinlerde kadına edilen hakaretlerin ve haksızlıkların bütün kanıtlarını sunmaya çalışırsak, bir külliyat ortaya çıkartabilirdik. Bu noktaya kadar okuyan kişilerin, Kötü Tanrı ve onun öğretisindeki kadın figürünü yeterince anladığını düşünüyorum. Bu konu, Ayetler Kitabı Açıklaması’nda da bir miktar incelenmiştir. Bu konu hakkında daha fazla bilgi almak için Ayetler Kitabı Açıklaması ve Ayetler Kitabı‘nı okuyabilirsiniz.

Kötü Tanrı’nın Kadın Nefretinin Sebebi

Gerçekler Kitabı‘nda verilen bilgiler doğrultusunda Kötü Tanrı’nın kadın cinsiyetinden neden bu kadar nefret ettiğini biliyoruz. Kötü Tanrı, ilk insanların yaratılışı sırasında, Tanrılar Bahçesi’nde yaptığı “darbe” ile birlikte insanların zihinlerine belli kilitler yerleştirmiştir. Bu kilitler, insan ırkını daha uyuşuk ve Kötü Tanrı’nın istemediği yapılardan habersiz bir hale getirmekteydi. Kötü Tanrı’nın yapısının erilliğe daha yakın olması sebebiyle, erkek cinsiyeti ona daha yakındı ve dolayısıyla erkek cinsiyetine yerleştirdiği kilitler daha kuvvetli ve kurtulması zor bir haldeydi. Buna karşılık kadın cinsiyetinin zihnindeki kilitler kırılmaya daha müsaitti.

Şeytan’ın, Tanrılar Bahçesi’ne sızıp insanların zihnindeki kilitleri kırmaya çalıştığı esnada ki bu anlatı semavi dinlerde yılanın elmayı yemeye teşvik etmesi olarak görülür, zihin kilitlerinden daha kolay kurtulan kadın, erkekten daha önce cinsellik yaşamaya yönelik adım atmış ve erkeğin zihnindeki kilitleri kırmasına, onu tahrik ederek, yardımcı olmuştur. Kötü Tanrı’ya, erkeğe kıyasla daha uzak olan ve başta zihnindeki kilitlerden kurtulmayı başaran cinsiyet olan kadın, bu olayla birlikte Kötü Tanrı’nın nefretine maruz kalmıştır. Bu nefret dolayısıyla ve yakınlık nedeniyle Kötü Tanrı medyumları olarak yalnızca erkekleri seçmiştir ve kadınları dinlerinde olabildiğince kötüleyip aşağılamıştır. Bu konuyu Gerçekler Kitabı ve Gerçekler Kitabı Yorumu‘nu okuyarak daha derinlemesine öğrenebilirsiniz.

Gerçekler Kitabı I. Bölüm:

81. Ve benlik verdim onlara. Onlar artık değildi “Biz”. Her biri olmuştu “Ben” ve kişilikleri oluşmuştu kendilerine. Önce Havva çalıştı Adem’le birleşmeye ama korku ve engelleme içindeydi Adem. Çünkü onun zihni ilk şartlanan ve Kötü tanrının kilidinde olandı. İşte bu yüzdendir erkek türünün daha saldırgan ve daha kıyıcı olması ve daha egoist olması ve Kadın türü üzerinde yönetici olmak istemesi ve daha savaşçı olması ve daha yobaz olması. Çünkü erkek türündeydi Kötü Tanrı’nın en güçlü kilidi ve zihinsel kontrolü.

82. Ama Havva saldırdı Adem’e ve tahrik etti onu, ikna etti cinsel birleşmeye. Eğer bu olmasaydı bütün emeklerim ve ümitlerim bitecekti bir gecede. İnsan kukla olacaktı sonsuza kadar ve cinsellik olmayacaktı insanda, sonsuza kadar. Ve sadece kurbanlıkları olacaklardı kötü tanrının ve antenleri enerjiyi toplayan.

Gerçekler Kitabı III. Bölüm:

20. Ben insanı uyarınca ve onlar Kötü Tanrı’yı vuracak işi yapınca çok öfkelendi Kötü Tanrı. Ama kızgınlığı yöneldi daha çok Havva’ya çünkü o kırmıştı üzerindeki, daha az olan şartlanmasını kolayca ve o yardım etmişti Adem’in kurtulmasına. İşte bu yüzdendir Kötü Tanrı’nın bütün dinlerinde kadının aşağılanması. İşte bu yüzdendir Kadın’ın ikinci sınıf cins olması ve asırlarca cahil bırakılması. Asırlarca sadece köle ve mal olması. Hatta sizin gününüzde bile Arabın dininin ülkelerinde kadının yasaklanması. Var mı Batıdaki dinde hiç bir kadın papa.

21. İşte bu yüzdendir Kötü Tanrı’nın kutsal kitaplarında Havva’dan bahsedilmemesi. Arabın Kitabında Havva adının bile hiç olmaması. Havva herşeyin anası diyor kitabında Kötü Tanrı. Bu durumda Havva çok önemli olmuyor mu? İlk kadın üstelik. Kutsal kitabında herkesin, her önemli kişinin kendince ve her peygamberin ölümü kaydedilirken titizlikle ilk kadına ne olmuş, ne yapmış Adem’e çocuk yapmaktan başka neden hiç adı geçmez ve sonu kaydedilmez. Ne zaman öldü ilk kadın. Belliyken Adem’in ölümü.

Teistik Satanizm hakkında daha çok bilgi almak için diğer yazılarımızı ve kitaplarımızı okuyabilirsiniz. İletişim sayfasından sorularınızı direkt olarak sorabileceğiniz Discord sunucularımıza katılabilir, sorularınızı sorup cevabını sıradaki soru-cevap yazısında görmek için soru formunu kullanabilirsiniz. Sitemizdeki yazılardan paylaşıldığı an haberdar olmak için Instagram sayfamızı takip edebilir ve e-posta sistemimize abone olabilirsiniz. İyi araştırmalar.

BENZER YAZILAR

SEMAVİ DİNLERİN BİLİM DÜŞMANLIĞI
Semavi Dinler

SEMAVİ DİNLERİN BİLİM DÜŞMANLIĞI

Ara 1, 2022
İBLİS’İN İSYANI VE YASAK ELMA ANLATISI
Semavi DinlerTeistik Satanizm

İBLİS’İN İSYANI VE YASAK ELMA ANLATISI

Kas 20, 2022
PUTPERESTLIK YALANI
Semavi Dinler

PUTPERESTLIK YALANI

Eki 21, 2022
KÖTÜ TANRI’NIN KAN AÇLIĞI
Semavi Dinler

KÖTÜ TANRI’NIN KAN AÇLIĞI

Nis 9, 2022
KÖTÜ TANRI İÇİN CİNSELLİK
Semavi Dinler

KÖTÜ TANRI İÇİN CİNSELLİK

Nis 3, 2022
SADİST ALLAH
Semavi Dinler

SADİST ALLAH

Şub 23, 2022

25. Benim dinim akılcılıktır. Sorgulamaktır benim dinim. Felsefedir ve matematiktir. Her uyum, her oran ve orantıdır. Aklın çalışmasıdır benim dinim ve başlıca emrim. Ben mezarların ve türbelerin ve evliyaların ve ölümden sonrasının olmayan cennetlerinin ve cehennemlerinin tanrısı değilim. Ki, olmayı da hiç bir zaman istemedim aslında. Ben aklın ve zevkin ve bilimin ve özgürlüğün ve isyanın tanrısıyım.

- Ayetler Kitabı, VI. Bölüm

SON YAZILAR

  • SORU - CEVAP 12

    SORU - CEVAP 12

    Haziran 17, 2026
  • ŞEYTAN'A ATFEDİLEN HAYVANLAR - YILAN - DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

    ŞEYTAN'A ATFEDİLEN HAYVANLAR - YILAN - DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

    Mayıs 1, 2026
  • ŞEYTAN'A ATFEDİLEN HAYVANLAR - YILAN - ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

    ŞEYTAN'A ATFEDİLEN HAYVANLAR - YILAN - ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

    Mart 17, 2026
  • ŞEYTAN'A ATFEDİLEN HAYVANLAR - YILAN - İKİNCİ BÖLÜM

    ŞEYTAN'A ATFEDİLEN HAYVANLAR - YILAN - İKİNCİ BÖLÜM

    Ocak 30, 2026
  • ŞEYTAN'A ATFEDİLEN HAYVANLAR - YILAN - BİRİNCİ BÖLÜM

    ŞEYTAN'A ATFEDİLEN HAYVANLAR - YILAN - BİRİNCİ BÖLÜM

    Aralık 6, 2025

Etiketler

Teistik Satanizm Geçmiş ve zaman Tanrılar Şeytan Konseptler Kötü Tanrı Paganizm Toplumsal Semavi dinler bayramlar Cinsellik Ritüel görevliler Ölüm eleştiri soru-cevap Şeytan'ın isimleri isimler topluluklar

ALTI KATLI KİTAP

  • Ayetler Kitabı
  • Gerçekler Kitabı
  • İsa Kitabı
  • Uyanış
  • Gerçekler Kitabı Yorumu
  • Ayetler Kitabı Açıklaması

İLETİŞİM

  • YENİ YAZILAR YAYINLANDIKÇA HABERDAR OLMAK İÇİN
  • SORULARINIZI SORMAK İÇİN
  • DAHA ÇOK ARAŞTIRMAK İÇİN
Abonelik Formu

Loading

Alt Menü

  • Ana Sayfa
  • ALTI KATLI KİTAP
    • Ayetler Kitabı
    • Gerçekler Kitabı
    • İsa Kitabı
    • Uyanış
    • Gerçekler Kitabı Yorumu
    • Ayetler Kitabı Açıklaması
  • İLETİŞİM
    • SOSYAL MEDYA
    • SORU FORMU
    • ABONELİK FORMU
  • SATANİZM NEDİR?
  • YAZILAR
    • TEİSTİK SATANİZM
    • SEMAVİ DİNLER
    • ŞEYTAN’IN İSİMLERİ
    • SORU-CEVAP
  • KÜTÜPHANE
    • Bilinmeyen Yönleriyle Satanizm
  • BAYRAMLAR
    • İMBOLC
    • OSTARA BAYRAMI – İLK BAHAR EKİNOKSU
    • BELTANE VE WALPURGİS GECESİ
    • MIDSUMMER – LITHA
    • AYETLER KİTABI’NIN ALINDIĞI GÜNLER
    • LUGHNASADH – LAMMAS
    • MABON – SONBAHAR EKİNOKSU
    • SAMHAİN – CADILAR BAYRAMI
    • YULE – NOEL
  • RASTGELE YAZI

İLETİŞİM

  • YENİ YAZILAR YAYINLANDIKÇA HABERDAR OLMAK İÇİN
  • SORULARINIZI SORMAK İÇİN
  • DAHA ÇOK ARAŞTIRMAK İÇİN
© 2026 Teistik Satanizm | Powered by Minimalist Blog WordPress Theme
MENU
  • ANA SAYFA
  • ALTI KATLI KİTAP
    • Ayetler Kitabı
    • Gerçekler Kitabı
    • İsa Kitabı
    • Uyanış
    • Gerçekler Kitabı Yorumu
    • Ayetler Kitabı Açıklaması
  • SATANİZM NEDİR?
  • YAZILAR
    • TEİSTİK SATANİZM
    • SEMAVİ DİNLER
    • ŞEYTAN’IN İSİMLERİ
    • SORU-CEVAP
  • KÜTÜPHANE
    • Bilinmeyen Yönleriyle Satanizm
  • BAYRAMLAR
    • OSTARA BAYRAMI – İLK BAHAR EKİNOKSU
    • MIDSUMMER – LITHA
    • AYETLER KİTABI’NIN ALINDIĞI GÜNLER
    • LUGHNASADH – LAMMAS
    • MABON – SONBAHAR EKİNOKSU
    • SAMHAİN – CADILAR BAYRAMI
  • İLETİŞİM
    • SORU FORMU
    • ABONELİK FORMU
    • SOSYAL MEDYA
  • RASTGELE YAZI