Binyıllar boyunca sayısız kültür tarafından Şeytan’a atfedilmiş farklı isimler olmuştur. Farklı dinler, farklı inanç sistemleri Şeytan’ın farklı bir yönünü görmüş ve ona arkasında başka hikayeler saklayan isimler atfetmiştir. Bu isimlerin bazıları onu aşağılamak amacıyla, bazıları ise onun tanrılığını kabul ederek, onu yüceltmek amacıyla verilmiştir. Şeytan ise bu isimlerin her birini, kötü veya iyi fark etmeksizin kabul etmiştir. Fakat bu isimleri kabul etmesi taşıdıkları anlamların ve bu isimlere bağlı anlatıların gerçek olduğu anlamına gelmez. Bu yazı serimizde de Şeytan’ın farklı mitolojilerdeki isimlerini, o mitolojilerin kendi anlatılarına göre işleyeceğiz. Bu yazımızda inceleyeceğimiz isim Set.
SET KİMDİR?
Diğer birçok Mısır tanrısı gibi, Set isminin de kökeni belirsizdir. Antik Mısır’da savaş, kaos ve fırtınalar tanrısıydı. Aynı zamanda uçsuz bucaksız çölleri temsil ederdi. Osiris, İsis ve Büyük Horus’un kardeşi, Genç Horus’un amcası, Neftis’in ve Tawaret’in eşidir. Geb ve Nut’un birleşiminden doğmuş beş tanrıdan biridir. Kendisine kırmızı rengi atfedilmiştir.
Genelde kırmızı saçlı, köpek başlı, çatal kuyruklu, toynaklı ve insansı bir vücuda sahip şekilde tasvir edilir. Bununla beraber hipopotam, timsah ve kaplumbağa hayvanları kendisine tasvir edilmiştir. Fakat bazı hikayelerde kendisinden yılan olarak da bahsedilmektedir. Anlatılara göre Set, bu hayvanlardan birinin formunu alarak insanlarla iletişime geçerdi.
Antik Mısır’da, Erken Hanedan Dönemi boyunca iyi niyetli bir tanrı olarak bilinirdi. Adı aşkla ilgili dualarda söylenir ve aşk tılsımlarında kullanılırdı. Hatta güneş tanrısı Ra’yı, kötü yılan Apep’ten kurtaran kişi de kendisidir. Böylelikle günün bir kez daha doğmasını sağlamıştır. Aynı zamanda insanlara ölümlerinden sonra yardım eden bir tanrıydı. Yeni Krallık Dönemi’nin gelişinden sonra, dünyanın hakimi olmak için kardeşini öldüren ilk katil ve ondan sonra da kardeşinin çocuğu Horus’u öldürmeye çalışan tanrı olarak bilinmiştir.
OSİRİS’İN ÖLÜMÜ
Osiris, Geb ve Nut’un birleşiminden doğan ilk oğuldu. Ondan sonra İsis, Set, Neftis ve Büyük Horus geldi. Osiris, ilk doğan olarak Mısır topraklarının yöneticisi konumunda tahtın başına geçti. Bunun ardından gördü ki yeni yaratılmış insanlar oldukça saldırgan ve medeniyetsiz yaratıklardı. Onlara kültür verdi, tarımı, hukuku ve tanrılara doğru şekilde tapınmanın yollarını öğretti. Sonrasında kız kardeşi İsis’i karısı olarak aldı ve o da insanlığa şefkat ve eşitlik verdi. Dünya herkes için bir cennet gibiydi, yemek boldu, kimse yokluk çekmiyordu.
Set bu durum karşısında, Osiris’in gücünü ve başarısını kıskanmaya başlamıştı. Bu kıskançlık, eşi Neftis, Osiris’in güzelliğinden etkilenip, İsis’in kılığına girerek onu ayartmasından ve Anubis’e hamile kalmasından sonra daha da büyük bir hal almıştır.
Set kardeşini ortadan kaldırmak istedi. Bunun için görkemli bir tabut yaptırdı; yer yüzünde bulunan en güzel tabuttu ve tam da Osiris’in ölçülerine göre yapılmıştı. Büyük bir parti düzenledi, Osiris’i de davet etti ve katılımcılara büyük bir sürprizi olduğunu söyledi. Onlara yaptırdığı tabutu gösterdi ve içine tam olarak sığabilen kişinin bu tabutun sahibi olabileceğini söyledi. Tüm katılımcılar teker teker tabutun içine girmeyi denedi, ama Osiris gelene kadar bir kişi bile tam olarak sığmayı başaramamıştı. Osiris geldi, tabutun içine girdi ve gördü ki bu tabut ona mükemmel şekilde uyuyordu. Tam bu anda Set tabutun kapağını kapatıp Nil nehrine fırlattı.
Bu hikayenin bazı versiyonlarında Osiris’in Set ve ona yardım eden 72 kişi tarafından suikast edildiği, bazılarında ise tek suçlunun Set olduğu söylenir. Keza bazı versiyonlarında Set’in Osiris’i tabut içinde bıçakladıktan sonra nehre attığı, bazı versiyonlarında Osiris’in ise nehre atıldıktan sonra boğulduğu söylenir.
Osiris’in içinde bulunduğu tabut uzun zaman boyunca Nil üstünde yüzmüş ve Fenikelilere ait Biblos şehrinin kıyısındaki bir ılgın ağacının kenarında durmuştur. Ağaç onun etrafında büyümüş ve tüm tabutu sarmıştır. Bir zaman sonra Biblos kralı ve kraliçesi bu ağacı görmüş, güzelliği ve harika kokusu karşısında hayran kalmıştır. Bunun üzerine ağacı kestirmiş ve saraylarının önüne bir süs olarak yerleştirmiştir. Mısır’da ise Set tahta çıkmış ve Osiris’le İsis’in kurduğu dengeyi bozmuştur.
SET VE HORUS ARASINDAKİ ÇEKİŞME
En başta Ennead tahtı Horus’a vermekte ısrarcıydı, fakat Ra, Set’i taht için uygun görmekteydi. Bu anlaşmazlığa bir son vermesi için Banedjem adındaki başka bir tanrıyı çağırmışlardı. Ama ne Ra’yı ne de Ennead’ı kızdırmak istemeyen Banedjem bunu yapamayacağını söyledi. Bununla beraber, antik bir tanrıça olan Neith’e danışabileceklerini söyledi. Kendisine göre, daha Mısır tarihi başlamadan önce orada bulunduğu için ne yapılması gerektiğini kesinlikle bilirdi.
Neith’e bir mektup gönderildi, kendisinden de birkaç hafta sonra cevap alındı: Horus kral olmalıydı. Bu durum Ra’yı öfkelendirdi, çünkü kendisine göre Horus çok genç ve toydu. Set de aynı şekilde öfkeliydi, çünkü Osiris’in kardeşi olarak tahta geçecek sıradaki kişi kendisi olmalıydı. İsis, Horus’un annesi, diğer tanrıları kararsız kaldıkları için azarlamıştı. Osiris’in katili olan Set’in tahta çıkması mümkün değildi. Bu kesinlikle önemli bir argümandı. Halen pes etmemekte kararlı olan Ra ise İsis’in argümanının tarafsız olmadığını ve eşit bir yargı verilecekse, jürinin dış baskıya maruz kalmaması için Nil’in ortasındaki bir adada verilmesi gerektiğini söyledi.
Bunun üzerine tüm tanrılar adaya gitti. İsis de tekneciye rüşvet verip onu gizlice içeriye sokmaya ikna etti. Kendisini güzel, genç bir kıza dönüştürdü ve Set’i anında kendine aşık etti. Genç kız, Kaos Tanrısı’na, eskiden çok zengin bir adamla evlenip bir oğlu olduğunu, ama kocasının vefat ettiğini söyledi. O günden sonra tarlayı oğlu sahiplenmişti. Bir zaman sonra, tarlaya bir adam geldi ve kadın orada kalmasına izin verdi. Adam, kadının nezaketini kullanıp arsa ve tüm tarla üzerinde hak iddia etti. Hikayenin bu noktasında gizlenmiş İsis, Set’e ne düşündüğünü sordu. Set de sinirlendiğini belli ederek, eğer tarla sahibi adamın oğlu halen hayattaysa tarlanın hiçbir şekilde yabancı adama verilmemesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine İsis anında kendini bir kuşa çevirdi ve Ra’nın yanına gidip Set’in fikirlerini anlattı.
Ra tahtı Horus’a bırakmak istemedi, ama bu durum altında başka bir şansı yoktu. Dolayısıyla Ennead’a gidip tahtın sahibinin kim olacağına ancak Set ve Horus’un kendisinin belirleyebileceğini söyledi. İkisi de bir takım sınava tabi tutulacak ve galip gelen tahtın sahibi olacaktı.
Set tarafından önerilen ilk karşılaşmada, iki tanrı da kendilerini birer hipopotama çevirecek ve Nil’in altında nefeslerini tutmaya çalışacaktı. Bunun adil olmadığını düşünen İsis, Set yarışmaya başlayacağı sırada onun sırtına bir mızrak saplamış ve onu yaralamıştır. Bunun üzerine bu yarışma iptal edilmiştir. İsis’in haksız yere karışmasına çok öfkelenen Set, Horus’un gözlerini yerinden sökmüştür. İsis hemen yardımına koşup süt ile gözlerini iyileştirmiştir, fakat İsis’in yarışmaya dahil olması ne Ennead’ın ne de Horus’un tahta geçmesine yeni yeni ikna olan Ra’nın hoşuna gitmiştir.
Yarışmalar devam etmiş fakat bir kazanan belirlenememiştir. Ennead bunun üzerine tahtın gerçek sahibi Osiris’e sormayı önermiş ve Yeraltı Dünyası’na bir mektup gönderilmişti. Osiris’in dönütünde, tahtın varisinin ancak Horus olabileceği yazmaktaydı. Böylelikle galip belirlenmişti. Horus kral ve Mısır topraklarındaki kozmik dengeyi sağlayacak tanrı olarak seçilmişti.
Teistik Satanizm hakkında daha çok bilgi almak için diğer yazılarımızı ve kitaplarımızı okuyabilirsiniz. İletişim sayfasından sorularınızı direkt olarak sorabileceğiniz Discord sunucularımıza katılmanızı tavsiye ederiz. Sorularınızı sorup cevabını sıradaki soru-cevap yazısında görmek için soru formunu kullanabilirsiniz. Sitemizdeki yazılardan paylaşıldığı an haberdar olmak için Instagram sayfamızı takip edebilir ve e-posta sistemimize abone olabilirsiniz. İyi araştırmalar.




