Tanrıların cinsiyeti var mıdır?
Evet, bizim cinsiyet diyebileceğimiz bir yapıya sahiplerdir. Fakat çoğu tanrıda bu cinsiyet yapısı, insandaki gibi mutlak, tek bir cinsiyet değildir. Onlar kendi içlerinde iki cinsiyetin de yapısını barındırırlar ve iki cinsiyetten birisini ön plana çıkarırlar. Bu dönemlerde hangi cinsiyetleri ön plandaysa o cinsiyette olduklarını söyleyebiliriz.
Kötü Tanrı, başta eril yapısı baskın bir tanrıyken sonradan kendisini iki cinsiyetten de soyutlayan, dengesiz fakat aynı zamanda dengeli bir yapıya bürünmüştür. Şeytan ise iki cinsiyetin dengesi en mükemmel olan tanrılardan birisi olmakla birlikte eril yapısını ön planda tutmaktadır. Kimi tanrılar diğer tanrılara kıyasla daha sık cinsiyet yapılarını değiştirirler.
Gerçekler Kitabı, II. Bölüm
17. Yoktur tanrıların cinsiyeti sizin anladığınızca. Her tanrı olabilir istediği cinsiyette. Ama burada önemlidir kendi yapısı tanrıların. Ben ve benimle olanlar istediğimiz cinsiyette yaşarız ve enerji iken de her iki cinsi taşırız veya çıkartırız öne birini, istersek onun olmasını. Bizde cinsel birleşme olur. İster madde olarak ve ister enerji.
Tanrılar birbirini öldürebilir mi?
Tanrılar, Öz Enerji‘den oluşmuş yapılar oldukları için ölemezler. Ölümsüzlerdir, enerjileri yok edilemez. Bu yüzden birbirlerini de öldürmezler. Fakat Kötü Tanrı ve benzerindeki tanrılar evrimleri sonucunda birbirlerinin bilinç ve enerjilerini özümseyecek (yutacak) bir hale gelmişlerdir. Bu tür birleşmelerde de iki tanrıdan birisi ölmez, zira bilinç ve enerjisi yok olmaz fakat iradesi güçlü olan tanrının bilinç ve enerjisine katılırlar. Bu tür birleşmeleri Şeytan ve ona benzer yapıdaki tanrılar gerçekleştiremezler.
Gerçekler Kitabı, I. Bölüm
59. Sonra tanrılar insanın istenilenden iyi olduğunu gördüler. Ve sonra ondan enerji alınmasını dilediler ve kul yapmak istediler onu kendilerine. Kötü tanrı burada girdi devreye ve ilk anlaşmazlık çıktı tanrılar bahçesinde. Kötü Tanrı topladı çevresine kendisi gibi düşünen tanrıları ve toplanıp bütün oldu onlarla üstün olarak kendi iradesi ile. Söndü enerjisi ona katılan tanrıların, hepsi emildi bedenine Kötü Tanrı’nın. Bu yüzden güçlendi Kötü Tanrı aslında basit bir Tanrı iken. Enerji ve gücünü verdi ona her tanrı, başka yöntem istemeyen.
Gerçekler Kitabı, II. Bölüm
23. Nasıldır? Anlatayım mı bunu sana? Biz birleşir ve kaynarız birbirimizin içine. Uyuşur ve yenileniriz bu sırada belki bir asır ve belki bir kısa an hiç fark yoktur arada. Sonra ayrılırız birbirimizden mutlulukla ama farklıdır Kötü tanrı yandaşlarında. Onlar birleşmez bizim gibi. Kaynaşırlarsa birbirlerine ki, yapıldı bu benim bahçeden ayrılışımda. Kaynaşırsa onlar birbirine hakim enerji yutar diğerini ve eritir bünyesinde. Bir daha ayrılamaz eriyen.
24. Bunu kabul eder bazı tanrılar olmak için daha büyük ve güçlü enerjinin bir parçası. Ama bazı tanrılar da karşı duramaz, durmadan büyüyen diğer güce. Bazen istekle olur bu bazen ise zorla. İşte bu yüzden büyütüp, kendi enerjimi, karşı duramadım büyüyen enerjisine Kötü tanrının. Biz ememeyiz enerjisini, onu yok ederek başka bir tanrı ya da insanın. Değil bu bir ahlaki kural. Yapı bu, kozmos tarafından oluşturulan.
TEİSTİK SATANİZM’DE PAGAN TANRILARININ YERİ NEDİR?
Teistik Satanizm’in Antik Paganizm‘den geldiğini birçok yazımızda belirtik. Antik Pagan tanrıları da dolayısıyla bizim tanrılarımızdır, fakat bu direkt o tanrıları kabul edip taptığımız anlamına gelmiyor. Antik Pagan tanrılarının bir kısmı bizim tanrılarımız olan Şeytan ve yetmiş iki demonun yansımalarıdır. Bazıları ise Kötü Tanrı ve o zamanlar henüz bünyesine katmadığı, onun tarafındaki tanrıların yansımasıydı. Hangi tanrının hangi tanrının yansıması olduğunu net şekilde saptamak zordur çünkü her tanrı her kültürde farklı şekillerde görülmüştür.
Bunun yanı sıra pagan dinlerinin zaman içerisinde değişmiş olması da büyük bir etkendir. Birçok pagan tanrısı tarih boyunca başka tanrılarla bütünleşip tek tanrı haline gelmiştir, bazı tanrılar da farklı tanrılara bölünmüştür. İnsanlık ve kültürün etkisi yüzünden tanrılar ve anlatılar ilk hallerinden çok uzaklaşmışlardır. Bu yüzden günümüzde insan etkisine maruz kalmış ve zamanında kültürlere göre değişen bu panteonları artık kabul etmiyoruz. Onun yerine kesinliğini bildiğimiz Şeytan ve yetmiş iki demonu, yani panteonun başta yansıttığı tanrıları kabul ediyoruz.
TEİSTİK SATANİZM’DE KARMA İNANCI VAR MIDIR?
Her insanın iyilik yaparsa iyilik bulacağı, kötülük yaparsa kötülük bulacağı inancı Teistik Satanizm’de bulunmamaktadır. Dolayısıyla hayır, bildiğimiz şekliyle bir karma inancı yoktur. Benzer fakat çok daha karışık ve detaylı belli sistemler bulunsa da bu majiyle ilgili bir konudur.
KIYAMET DİYE BİR ŞEY VAR MI?
Öncelikle bu sorunun cevabı kıyametten ne kastettiğine göre değişir, bu yüzden birkaç cevap vermeliyiz.
1- Eğer soru Dünya’nın yok oluşu anlamındaki kıyamet ise evet, kıyamet vardır. Daha doğrusu mümkündür. Dünya bir gezegen; dış etkenlerdan, insan başta olmak üzere üzerinde yaşayan canlılardan veya herhangi başka bir sebepten ötürü yok olabilir.
2- Eğer insan ırkının yok oluşuysa cevap yine evet, Dünya’nın yok oluşuna dek farklı gezegenlere kolonileşemeyen insan ırkı kendisini bu felaketten koruyamazsa yok olabilir. Veya farklı şekillerde, belki bir salgınla, belki bir savaşla yok olabilir. Yine de bu ihtimal, birinci ihtimale kıyasla oldukça zayıf gibi gözükür.
3- Evrenin yok oluşu var mıdır? Evet. Tüm çoklu evren, Öz Enerji’ye bilgi akışı tamamıyla durduğunda, Öz Enerji’nin tüm evrenleri bünyesine geri çekmesiyle son bulacaktır. Yine de söz konusu olasılık gerçekleşmeyebilir. Gerçekleşecekse de oldukça, oldukça gelecekte, tanrılar için bile çok uzun zaman sonra gerçekleşeceğini biliyoruz.
4- Semavi dinlerdeki kıyamet gerçek midir? Hayır. Semavi dinlerdeki gibi herhangi bir tanrının “Tamam yetti artık” diyip tüm evreni yok edeceği, insanların hesaplaşma sonucu artık Cennet ve Cehennem’e gideceği bir olasılık söz konusu dahi değildir. Yalnızca Kötü Tanrı’nın insanları korkutmak ve Altın Çağ’ı geciktirmek için söylediği bir yalandır.
5- Kötü Tanrı için kıyamet gerçek midir? Evet. Altın Çağ, Kötü Tanrı için tamamen kıyamet gibi olacaktır çünkü bu alemdeki hakimiyeti sona erecektir ve rehabilite edilecektir.
Ayetler Kitabı Açıklaması
Yeterince dikkat ederseniz Elohim’in de kendi dinlerinde Altın Çağ’ı haber vererek gelmemesi için onu ne kadar kötülediğini görebilirsiniz. Tabii ki Elohim Altın Çağ’ı da değiştirir ve ona “kıyamet” der. Kıyamet, Elohim’in dinlerine göre evrenin sona ermesidir. Kıyametten sonrası hakkında da birçok bilgi veren Elohim, bunların hepsinde açık açık yalan söyler. Kıyamet bir bakıma her şeyin sonudur fakat insanlık için değil, tanrılar için değil, evren için değil, sadece ama sadece Elohim için her şeyin sonudur. Bu darbesi ve yaptıklarının son bulmasıdır, kıyamet bizler için kıyamet değil Altın Çağ’dır ama Elohim için tam anlamıyla bir kıyamettir. Elohim aslında kendi açısından oldukça dürüst olmuştur bu konuda.
Kıyametin ne zaman kopacağına dair duyduğunuz çoğu şey aslında Altın Çağ’ı engellemek ve Şeytansal yetileri kısıtlamak içindir. “Kıyamet zina çoğalınca kopacaktır.” lafı cinselliği engellemek içindir. “Kıyamet dünyada bir Müslüman bile kalmayınca kopacaktır.” lafı insanların korkup köle olarak kalması içindir. Bu tür güzel şeylerden uzaklaştırarak korkutan şeyler olmasına rağmen Elohim bir yandan bu ihtimali zorlaştırır. Örneğin “Güneş batıdan doğunca kıyamet kopacaktır.” bu gerçekleşmesi çok zor bir olaydır, bu yüzden insanlar “Tüm alametler oldu ama kıyamet kopmadı.” diyemezler, eğer ki böyle bir fikre kapılacak olurlarsa “Ama güneş tersten doğmadı. Tamam, sorun yok. Gidip namaz kılayım.” diyecekler.
Altı Katlı Kitap’ın Şeytan’ın emriyle yazılan üç kitaplık kısmı nasıl yazılmıştır? Yalnızca Şeytan’ın emriyle içeriğine kahin ve baş kara rahip tarafından karar verilerek mi? Yoksa içerik ve verilecek bilgiler de mi Şeytan’ın emriyle belirlenmiştir?
Ayetler Kitabı Açıklaması’nın önsözü ile sayfa 247’de belirtildiği üzere, kitapların içeriği ve verilecek bilgiler Efendi’nin izni, onayı ve kontrolünden geçmiştir. İçerikler ve verilecek bilgiler Şeytan tarafından kararlaştırılsa da kitabın içerisindeki kimi bilgiler yazarlarının kendi bilgisinden oluşmaktadır. Diğer kısımlar ise Şeytan ve tanrıların verdiği bilgilerden oluşur. Yani kitaplarda verilecek bilgiler Şeytan’ın kararıyken yazılan şeyler de onun onayından geçmiştir. Kaldı ki bu üç kitaptaki içeriğin çoğunun, dikte edilen üç kitapta pek açıklanmadan değinildiği yani aslında detaylandırılmak üzere bekletildiği görülebilir.
Tüm varlığın Şeytan’ın hükmünün altında olması Şeytan’a, Şeytan’ın her varlığa istediği şeyleri yapma yeteneği kazandırır mı? Öyleyse Şeytan neden insanlara her zaman yardım etmiyor?
Şeytan, diğer tanrılardan farklı olarak, sahip olduğu bilgi ve bu bilgiden kaynaklı güç ile varlıklar üzerinde daha çok kontrole sahiptir çünkü bu varlıkların özünü bilir. Bu noktada başka tanrıların etki alanı bir engeldir fakat bu engele karşı da bilgisi ile belli açıklar bulabilmektedir. Buna bir örnek de Kuran’ın ayetlerine ve Elohim’in diğer kutsal metinlerine karışmasıdır.
“Herkes”ten kasıt seçkinler ise, her daim yardım ettiğini söyleyebiliriz. Bu yardım fark edilebilir, fark edilemeyebilir, direkt veya direkt olmayan bir yolla olabilir. Tabii ki bu yardımlar direkt olarak kişilerin (yardım ekonomik açıdan olacaksa) hesabına milyonlarca lira yatması şeklinde gerçekleşmez veya hayatlarının puf diye değişmesi ile gerçekleşmez. Yardım her ne konuda olacaksa olsun tanrılar açısından mevcut düzene en az etki edecekleri şekilde gerçekleşir.
Aynı şekilde diğer canlılara ve genel gerçekliğe de olabildiğince etki etmemek taraftarı oldukları aşikardır. Çünkü düzene sürekli etki ederek veya canlıları kontrol altında tutarak bir şeyleri gerçekleştirmek genel özgürlüğe, düzenin kendi akışına kısıtlama getirmektir ve bunların olması Öz Enerji’nin başta evreni yaratma sebebine ters düşmektedir. Şeytan ve onun gibi olan tanrılar bu bilince sahip oldukları için etkilerini en aza indirmişlerdir. Var olan etkileriyle de aslında yardıma açık insanlara yardımcı olmaktadırlar.
Evrimi kabul ediyorken kitaplarda neden Adem ve Havva’nın gerçek olduğundan bahsedilir?
Eğer sorunun kast ettiği tek bir çiftten bu kadar çeşitliliğin olmasının imkansız olmasıysa durum bu değildir zira Gerçekler Kitabı ve Gerçekler Kitabı Yorumu’nda da belirtildiği üzere birden çok çift bulunmaktaydı ve her çift fiziksel ve genetik özelikleri açısından birbirinden farklıydı.
Gerçekler Kitabı, II. Bölüm
15. Ama değildi sadece var olan Adem ve Havva olarak. İnsan dağılmıştı
dünyaya değişik ırklar şeklinde ama bilmiyordu hiç biri ilk zamanlarda
diğerlerini. Bu şekilde çoğaldı insan dünyada her biri benim yardımımla ilk
zamanda.
Eğer Adem ve Havva gibi hazır bir insan versiyonunun bulunup evrim geçirmemesi kast ediliyorsa yine durum bu değildir. Adem ve Havva adı verilen varlıkların olması evrime bir engel değildir. Zira bu çiftin ya da varlığından söz edilen diğer sayısız çiftin modern insanla birebir aynı olduğundan söz edilmez. Söz edilen tek şey bunların insan olduğudur, hangi “homo” ya da insanın kökeni olarak incelediğimiz canlı türüne dahil oldukları değil.
Hatta üstüne üstlük bu salınan birçok çiftin salınırken hazır olmadıkları, gelişimlerini tamamlamadıkları söylenmektedir. Bu durumdan anlayacağımız üzere hazır olmayan insan evrim ile gitgide gelişmiştir.
Teistik Satanizm hakkında sorularınız varsa ve sıradaki Soru-Cevap yazısında cevaplanmasını isterseniz, soru formu sayfasından sorunuzu gönderebilirsiniz.
Teistik Satanizm hakkında daha çok bilgi almak için diğer yazılarımızı ve kitaplarımızı okuyabilirsiniz. İletişim sayfasından sorularınızı direkt olarak sorabileceğiniz Discord sunucularımıza katılabilir, sorularınızı sorup cevabını sıradaki soru-cevap yazısında görmek için soru formunu kullanabilirsiniz. Sitemizdeki yazılardan paylaşıldığı an haberdar olmak için Instagram sayfamızı takip edebilir ve e-posta sistemimize abone olabilirsiniz. İyi araştırmalar.




