Semavi dinlerin hakim din olmasından önce dünyada Antik Pagan dinleri hakimdi. Her insan topluluğu kendi kültürünün, geçmişinin, yaşam stilinin ve diğer kültürlerin etkisinde kendi topluluğuna göre belli anlatılar ve kuralları benimsemiş olsa da ana fikir genellikle aynıydı. Doğanın kutsallığı, tanrıların kişilikleri, ölüm, büyü ve insanlık anlayışları birbirine genellikle yakındı. “Antik Paganizm” yazısı bu dönemdeki yaygın inanışa değinmektedir.
Her ne kadar Kötü Tanrı‘nın kendi verdiği, yaygın olmayan dinler de var olmuş olsa da ve kendisi Antik Pagan inançlarına etkilerde bulunmuş olsa da Antik Paganizm’in hakim olduğu bu dönemde bir kısmi veya geçici Altın Çağ söz konusuydu. Öncelikle Altın Çağ diyerek ne kast ettiğimizi anlamak için ilgili (Altın Çağ) yazıya göz atmanızı tavsiye ederiz.
KISMİ ALTIN ÇAĞ DÖNEMİ
İNANÇ
Altın Çağ’a yakın bir şekilde gerçek tanrılara tapınım söz konusuydu. Her kültür, tanrıları kendi yapısına göre karakterize etse de ortak etmenler oldukça yaygındı. Aşka dair bir tanrı karakteri, ölüme dair bir tanrı karakteri, büyüye dair bir tanrı karakteri, gençliğe, bilgeliğe, savaşa, cinselliğe, zevke… Birçok ortak yapıya sahip tanrı söz konusuydu.
BİLİM, SANAT VE FELSEFE
O zamanın kavrayışına göre bir bilim ve bu bilime verilmiş büyük bir önem vardı. İnsanlık, elindeki tüm malzemeleri kullanarak aslında günümüz insanlarını dahi şaşırtacak belli buluşlar ve sistemler geliştirmişlerdi. Öyle genel kanının aksine cahil, yalnızca savaşan ve heykeller yapan toplumlar değillerdi. Kendi oluşturdukları takvimler, astroloji bazlı oluşturulmuş sistemler, şahane antik yapılar ve daha birçok örnek aslında pek de cahil olmadıklarını gözler önüne sermektedir.
Sanat ve felsefe de özellikle Yunan ve Roma toplumlarında oldukça gelişmiş ve önemli bir konumdaydı. Muhteşem tablolar, heykeller, tapınakların mimarileri ve tapınakların üzerindeki resimler, günümüzde bile hâlâ görüşleri detaylıca incelenen filozoflar… Tüm bunlar Antik kültürlerin sanata ve felsefeye önem verdiğini ve bu alanlarda gelişmiş olduklarını su götürmez bir şekilde göstermektedir.
BÜYÜ
Büyü her kültürde varlığı kabul edilen ve fakat aktarış, öğretiş şekli değişen bir unsurdu: kimi kültürler rünlerle, kimi kültürler büyük ritüellerle, kimi kültürler kehanet çalışmalarıyla. Aslında antik kültürlerin hepsinde büyünün sağlam bir role sahip olduğu görülmektedir.
CİNSİYET EŞİTLİĞİ VE CİNSEL ÖZGÜRLÜK
Her kültürde mükemmel bir şekilde olmasa da cinsiyet eşitliği söz konusuydu. Cinsiyetlere belli roller yüklense de bu rollerden çıkmaları oldukça olağan ve mümkün olmakla birlikte genellikle bu roller de değişkenlik gösterirdi. Sadece bir cinsiyetin savaşçı, yönetici veya ebeveyn olması gibi bir anlayış genellikle yoktu.
Aynı şekilde cinsel özgürlük de açık şekilde vardı. Birçok antik kültürde cinsel yönelimler doğal karşılanırdı, aynı şekilde çok eşlilik gibi durumlar da birçok kültürde yer edinmiş ve olağan bir durumdu.
NEDEN “KISMİ” ALTIN ÇAĞ?
İnsanlar tanrılara ibadet etmenin yanı sıra bilime önem verir, sanat ve felsefeyle uğraşır, saçma tabulara sahip olmazdı. Cinsiyetler eşit görülür, cinsel yönelimler doğal karşılanır ve cinsellik tamamen özgürce yaşanırdı. Doğa ve hayvanların öneminin de farkında olan bu insanlar hayatını zevk alarak yaşamasını, bir diğer deyişle dünyayı cennete çevirmesini de biliyordu.
Tüm bu özellikleriyle Altın Çağ tanımına uyan bir zaman dilimi olsa da tam olarak Altın Çağ değildi. Neden? Öncelikle bu dönemde inananların sayısı ve sağladıkları enerji, Şeytan ve Demonların Kötü Tanrıdan üstün olmalarını sağlayacak derecede değildi. Bu yüzden insanlığın kurtuluşu ve Kötü Tanrı’nın rehabilitasyonu gibi şeyler gerçekleşememiştir.
Bunun yanı sıra insanlığın da kusursuz hale ulaşmış olmadığını bilmeliyiz. Hâlâ belli yanlışlar bulunmaktaydı ve aynı şekilde, açıkça ve insanlık pek farkında olmasa da, Kötü Tanrı’nın etkileri de vardı. İnsanlık yeterince gelişmemişti, yaşadıkları zaman dilimi ve kültürün de etkisiyle savaşlar, ölümler, kölelik, cinsiyet eşitliğinin kusursuz olmaması gibi belli olumsuz durumlar da söz konusuydu.
Altın Çağ’ın gelebilmesi için Şeytan ve Demonların enerjisinin, Kötü Tanrı’yı bastıracak kadar olması gerekmektedir. Bu durum gerçekleşirse Tanrılar Alemi ile olan bağ kurulabilir, Kötü Tanrı rehabilite edilmek üzere gönderilebilir, insanın gelişimi tamamlanabilir ve zamanla yapı olması gereken hale getirilebilir. Ancak az önce de belirttiğimiz üzere Antik Paganizm zamanlarında yeterli enerji sağlanamamıştı.
Geleceğimizde de insanların çoğunun Şeytan ve Demonlara taptığı, insanların yapısının çoğu açıdan olması gereken hale geldiği fakat sayı yetersizliği veya yanlış eylemlerin sağladığı enerjiyle Kötü Tanrı’nın dayanabilmesi gibi senaryolarda ve hatta Kötü Tanrı’nın gazaplar ve savaşlarla insanlığın sayısını azaltıp geriletmesi durumunda yeniden bir Karanlık Çağa girilebilir ve tüm çalışmalar yeniden başlayabilir.
Fakat kaç karanlık çağ gelirse gelsin, en nihayetinde insan kurtulacaktır. Altın Çağ, ne olursa olsun yaklaşmaktadır.
Teistik Satanizm hakkında daha çok bilgi almak için diğer yazılarımızı ve kitaplarımızı okuyabilirsiniz. İletişim sayfasından sorularınızı direkt olarak sorabileceğiniz Discord sunucularımıza katılabilir, sorularınızı sorup cevabını sıradaki soru-cevap yazısında görmek için soru formunu kullanabilirsiniz. Sitemizdeki yazılardan paylaşıldığı an haberdar olmak için Instagram sayfamızı takip edebilir ve e-posta sistemimize abone olabilirsiniz. İyi araştırmalar.




