Satanizm’in herhangi bir türünü araştırmaya başlayan Müslüman veya Müslüman kesimde yetişmiş kimseler araştırmaları boyunca, “Acaba Allah beni araştırdığım için cezalandırır mı, bana bela verir mi?” gibi düşüncelere sahip olabiliyorlar.
Aslında bu tarz soruların düşünülmesi o tanrının kişiliğini düşündüğümüzde oldukça haklı bir durumdur, zira Kötü Tanrı kendisinden başka bir tanrıya tapmayı bırakın, kendisinden başka bir tanrının varlığının düşünülmesini bile kabullenemez. Yapısı kibirli ve ben merkezli olan bu tanrı tarih boyunca farklı tanrıların varlığını kabullenen toplumlardan nefret etmiş, bazen gazaplarıyla onlara öfkesini kusmuş ve başardığında da bu toplumlara inancını hakim kılarak diğer tanrıları karalamış ve bu tanrıların varlığını insanların bilgisinden silmeye kalkışmıştır.
Bu tarz bir düşünceye sahip olunmasının bir diğer sebebi ise aslında İslam’daki “Allah korkusu” anlayışıdır. Allah, sevilmesi, tapılması, saygı duyulması gereken bir tanrıdır fakat bunlarla birlikte korkulması gereken de bir tanrıdır. Allah’ın gazapları, ayetleri, hadisler ve din adamları ve hatta inancının sahip olduğu kültür bunu gösterir ve sağlar. Allah’a inanan birçok kimse aslında içten içe ve bilinçsizce bu tanrıya karşı bir korku da besler. Bu korku yüzünden Allah’ın sevmeyeceği türdeki davranışlardan ve hatta düşüncelerden kaçınılması gerekilir ki sizlere kötü bir etkide bulunmasın.
Aslında bu korku, Kötü Tanrı’nın tam olarak istediği şeydir. Korkudan beslenen bu tanrı, insanların sevgisinden çok korku ve saygıyla boyun eğmelerini ister. Yapısı, bu tarz duygulardan enerji kazanmasını sağlar ve bu yüzden korku kültürü onun inancında önemli bir yere sahiptir. Bu tanrı, işler istendiği gibi gitmediğinde, insanlar ona boyun eğmediğinde bunlara tahammül edemez ve kızgın bir çocuk gibi dengesiz şeylere kalkışabilir ve kalkışmıştır da. Birçok topluma nefret kusuşu Uyanış‘ta incelenmiştir. Yani bu tarz soruların akla gelmesi doğaldır. Peki, gerçekten kızıp cezalandırır mı?
Kötü Tanrı gibi bir tanrının “ceza” veya farklı şekillerde yeterli seviyedeki etkilerde bulunabilmesi için kişinin, onun etki alanında olması gerekmektedir. (Etki Alanı Nedir?) Kötü Tanrı’nın etki alanında olmayan birisi onun hiçbir büyük çaplı ektisi altında kalmaz, ki buna cezaları da dahildir. Bu yüzden düşünülecek şey “Ben onun etki alanında mıyım?” olurdu ve eğer bir seçkin değilseniz, bu dini araştırmaya yeni başlamış birisiyseniz veya Müslümansanız, muhtemelen onun etki alanındasınızdır.
“Etki alanı nedir?” yazımızdan bu durumu etkileyen çoğu şeyi öğrenip öyle olup olmadığınızı anlayabilirsiniz, fakat şunu belirtmeliyiz ki etki alanını etkileyen ana unsur sizin hangi etkiye izin verdiğinizdir. Allah’a inanan bir kimse, hiçbir ibadeti gerçekleştirmese bile zihinsel olarak Allah’ı taptığı tanrı olarak kabul ederek kendisini o tanrıya ve o tanrının etki alanına açık hale getirir. Lakin Allah’a inanmayıp, onu taptığı tanrı olarak görmeyi reddeden kimse, zihinsel olarak o tanrıya etki fırsatı vermediği sürece kendisini Allah’ın etki alanının dışında tutabilir. Kısacası tıpkı Ayetler Kitabı‘nda da dendiği üzere: “Sizin üzerinizde de bir hükmü yoktur Arab’ın ve Kilise’nin ve Yahudi’nin tanrılarının; siz ona boyun eğmediğiniz ve onu çağırmadığınız sürece.” (Ayetler Kitabı, IV. Bölüm 8. Ayet)
Peki, onun etki alanındaysam korkmalı mısınız? Böyle bir durumda kendinize sormanız gereken sorular şunlar olurdu: Onun etki alanında olmaktan korkuyorsam gerçekten onun etki alanında mı olmalıyım? Her şeyi yaratan tek tanrıdan korkmak yerine onu sevip ona güveniyor olmam gerekmez mi? Eğer bu denli bir korku varsa ve bu korkuya rağmen farklı açıları görmek istiyorsam söylediklerine ne kadar inanıyorum? Eğer inanıyor da meraktan araştırıyorsam zaten neden korkayım? Eğer o tek ve her şeye kadir, mutlak tanrıysa, o halde benim gözümde sahte peri masalları olan bu şeyleri sırf meraktan araştırıyor olmam bu tanrıyı neden kızdırsın?
Bu soruların cevapları sizlerin mantığınıza kalmıştır. Eğer etki alanında olmak istemiyorsanız çözüm basit: Onu, size etki edebilecek bir tanrı olarak görmeyin. Bu onun etkilerine karşı direnmeniz için yeterlidir, tabii bir etkide bulunsaydı. Sorun şu ki, gerçekten etki alanında olsanız ve ne amaçla olursa olsun araştırıyor olsanız dahi Kötü Tanrı’nın bundan haberi olma olasılığı çok düşüktür, çünkü kendisi her şeyi bilen tanrı değildir. Sizin eylemlerinizi çoğu zaman bilmez, belli şeyleri öğrenmek için antenlere ve etki alanına muhtaçtır. Etkilerde bulunmak için etki alanına muhtaçtır. Sizler ona bu yetkileri vermediğiniz sürece bilmeyecektir ve size etki edemeyecektir bile.
Şimdi gelelim sorunun “Şeytan veya başka bir tanrıya inandığım için beni cezalandırır mı?” kısmına. Cevap basitçe hayır. Başka bir tanrıya inanmak, Kötü Tanrı’yı kendinize etki edebilecek ve taptığınız tanrı konumundan çıkarmak, onun etki alanından çıkmak için başarılı ve büyük bir adımdır. Gerisi de onun sevdiği davranışlardan uzak kalarak tamamlanmaktadır. Bu durumda zaten kişi seçkin oluyorsa direkt olarak etki alanının dışında kalır, Şeytan’ın etki alanı ve Seçkin Ağı tarafından korunur. Yani ortada korkacak hiçbir şey yok. Kötü Tanrı kendi dinlerinde anlattığı gibi hakim, her şeyi bilen, her şeyi yapabilecek sınırsız güçte bir varlık değildir. Kısacası, “Allah beni cezalandırır mı?” değil, “Cezalandırmasına izin veriyor muyum?” sorulması gereken asıl sorudur. Allah, Kötü Tanrı, YHWH, Elohim, RAB… Ne derseniz deyin, bu tanrı sizleri cezalandıramaz, bu yüzden bu tarz sorularla kendinizi korkutup onu daha çok beslemek anlamsızdır.
Teistik Satanizm hakkında daha çok bilgi almak için diğer yazılarımızı ve kitaplarımızı okuyabilirsiniz. İletişim sayfasından sorularınızı direkt olarak sorabileceğiniz Discord sunucularımıza katılabilir, sorularınızı sorup cevabını sıradaki soru-cevap yazısında görmek için soru formunu kullanabilirsiniz. Sitemizdeki yazılardan paylaşıldığı an haberdar olmak için Instagram sayfamızı takip edebilir ve e-posta sistemimize abone olabilirsiniz. İyi araştırmalar.




